Yaşamın tadında bir Blog!

Serinlerken Kulağınıza dikkat etmeniz gerekiyor

admin Genel Haziran 23rd, 2010 |  Yorum yok »

Serinlemek isterken kulağınızdan olmayın kulaklarımız bizim için çok değerlidir.
null
Havuz veya deniz suyunun kulağa kaçması; dış veya orta kulakta iltihaplanmaya neden oluyor. Bu sorun; özellikle çocuklarda ve kulak zarı delik olan kişilerde, işitme kaybına yol açabiliyor. Alman Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Tamer Haliloğlu, kulak sağlığının korunmasıyla ilgili şu önlemleri sıraladı:
Tatile çıkmadan kulak zarınızın delik olup olmadığını kontrol ettirin.
Sık sık kulak burun boğaz problemleri yaşıyorsanız yaz başında burun ve sinüs enfeksiyonlarını tedavi ettirin.
Tatil öncesinde mutlaka kulak kiri (buşon) temizliği yaptırın.
Denize veya havuza gireceğiniz yerde suyun temizliğinden emin olun.

, , , , , , ,

Dudak çevresindeki kırışıklar için ne yapılmalı (çare)

admin Genel Haziran 17th, 2010 |  Yorum yok »

Dudak çevresindeki kırışıklıkların çaresi var mı? soruaunu duyar gibiyim…

* Ben 50 yaşında bir kadınım. Dudak çevremde ciddi kırışıklıklar oldu. Bu kırışıklıklardan en kolay nasıl kurtulabilirim? Z.G./İstanbul
Yapılan son çalışmalar, dudak çevresi kırışıklıklarının özellikle kadınları etkilediğini gösteriyor. Dudak çevresindeki kasların yapısı nedeniyle kırışıklar daha da derin olabiliyor. Sigara kullanımı, sağlıksız beslenme ve hareketsiz bir yaşam tarzı olan kadınlarda, bu durum daha da ön plana çıkıyor.

Kimyasal Peeling
Dudak çevresi kırışıklıkları için dolgu, kimyasal peeling ya da lazer gibi medikal estetik yöntemlerinden faydalanabilirsiniz.
Kırışıklığın ciddiyetine göre daha derin işlemler de gerekebilir. Ancak oluşan kırışıklığın giderilmesi için size en uygun öneriyi, konunun uzmanı yapacaktır.
Kırışıklığın derinleşmemesi için kişisel önlemler de alabilirsiniz. Sigarayı bırakmanız, antioksidan içeren beslenme planı yapmanız ve egzersizle kan dolaşımınızı hızlandırmanız şarttır. Yüksek koruyuculu güneş koruma kremi kullanmanız ve cildinizi nemlendirmeniz de önemlidir.

Kansere karşı ıspanak yiyin!
* Çağın hastalığı olarak adlandırılan kalın bağırsak kanserinden çok korkuyorum. Bu hastalığa yakalanmamak için neler yapmalıyım? Ş.T./Manisa
Kalın bağırsak kanserden korunmak için özelikle yüksek lifli, düşük yağlı bir beslenme planı öneriliyor.

Ceviz yararlı!
Geçtiğimiz günlerde Amerikan Kanser Araştırma Birliği tarafından düzenlenen bir konferansta, Omega 3 ve selenyumdan zengin bir beslenme planının, kalın bağırsak kanseri riskini yüzde 40 azalttığı konuşuldu. Siz de Omega 3 zengini balık ürünlerini, özellikle derin ve soğuk sularda yaşayan balıkları beslenmenize dahil edebilirsiniz. Bunun yanında keten tohumu, Brüksel lahanası, soya fasulyesi, ıspanak ve ceviz de iyi birer Omega 3 kaynağıdır. Selenyumdan zengin bir toprakta yetişen tahıl ürünlerini de unutmayın!

Kilo kaybına dikkat!
20 yıl boyunca yaklaşık 700 hastayı takip eden bir çalışma, egzersizin bu hastalığa yakalanma ve ölme riskini de azalttığını gösterdi. Ancak bağırsak alışkanlıklarınızda ishal veya kabızlık gibi geçmeyen bir değişim varsa, kanama, gaz veya ağrı yaşıyorsanız, sürekli yorgunsanız ve kilo kaybettiğinizi fark ediyorsanız mutlaka bir uzmana başvurun. Akrabalarınıza da dikkat edin!

Ev bitkileri ömrü uzatıyor!
* Gazetede okuduğum bir haberde kanserden korunmanın yolları arasında evde bitki yetiştirmek geçiyordu. Bu doğru mu? Hangi bitkileri önerirsiniz? D.S./Ankara
Dünya Sağlık Örgütü, ev-ofis gibi kapalı mekanların sağlık için çok önemli olduğunu belirtiyor. Gerçekten de her gün sürekli olarak vakit geçirdiğiniz mekanların sağlığa uygun olması astımdan kansere, üreme hastalıklarından nörolojik sorunlara kadar bir dizi problemi önlüyor. Bu fikirden yola çıkarak Amerika’daki Georgia Üniversitesi uzmanları, bazı bitki tiplerinin mekanlardaki havayı ve zararlı bazı organik maddeleri temizlediğini gösterdi. Özellikle kırmızı sarmaşık, mum çiçeği, İngiliz sarmaşığı, telgraf çiçeği ve kuşkonmaz otu, bu koruyucu etkinin çok olduğu bitkiler arasında sayılıyor. Siz de yeni yılda evinizin havasını değiştirecek bir bitki satın alabilirsiniz.

, , , ,

pratik ve doğal yollar ile güzellik sırları 2

admin Genel Haziran 5th, 2010 |  Yorum yok »

kadınların merak ettiği yöntemler güzellik – Lekelerin üzerine konan çay poşeti veya yumurta beyazından maske gibi ilk bakışta aklınıza yatmayan güzellik önerilerini hafife almayın. Kimileri hayat kurtarıcı olabilir!

Güzel gözükmek için ille de büyük paralar harcamanıza ve saatlerce uğraşmanıza gerek yok. Cosmopolitan dergisi, son derece basit ve masrafsız işlemlerle daha güzel gözükmenin yollarını yazdı..

VÜCUDUNUZU AVOKADO İLE YUMUŞATIN
Olgun bir avokadonun çekirdeğini çıkartıp kabuklarını soyduktan sonra meyveyi tüm vücudunuzda gezdirin. Bu işleme 20 dakika boyunca devam ettikten sonra duşa girin. Doğal nemlendirici özelliği sayesinde avokadonun cildinizi nasıl yumuşattığına inanamayacaksınız.

AKAN MAKYAJINIZI KOLAYCA DÜZELTİN
Yeniden makyaj yapmaya vaktiniz yoksa, bir kulak pamuğunu makyaj temizleyicisine batırın ve makyajınızın sadece akan kısımlarını silin.

DİŞLERİNİZİ GARGARA İLE FIRÇALAYIN
Kendinizi, dişlerinizi temizleyemeyecek kadar yorgun hissediyorsanız, ağzınızı bir gargara ile çalkalayın. Ardından kuru diş fırçanızla, diş etlerinizin dişlerinizle buluştuğu noktaları hafif hafif fırçalayın.

FIRÇANIZA SAÇ SPREYİ SIKIN
Saçlarınızı kuruttuktan sonra fırçanızın üzerine bir miktar saç spreyi sıkın ve saçınızı tarayın. Böylelikle saçlarınız kaskatı olmadan hacmini ve parlaklığını korur.

NEMLENDİRİCİYE BEBE YAĞI KATIN
Parlak ama çok yağlı olmayan bacaklara sahip olmak için günlük vücut nemlendiricinizin içine bir damla bebe yağı ekleyin.

BİTKİ YAĞINDAN YARARLANIN
Tırnakların etrafını çevreleyen ölü derilerin sertleşip şeytantırnağına dönüşmemesi için, bir miktar kayısı yağı damlatın.

KALEMİNİZİ DONDURUN
Göz kaleminizin ucunun uygulama sırasında dağılmasını istemiyorsanız, onu 15 dakikalığına buzluğa koyun. Çıkardığınızda ucunun sertleştiğini ve cildinizde rahatça hareket ettiğini göreceksiniz.

YUMURTA BEYAZINDAN MASKE YAPIN
Cildinizi evde uygulanan yöntemlerle de canlandırabilirsiniz. Bir yumurtanın sarısıyla beyazını ayırın. Ayırdığınız beyazı cildinize maske halinde yayın. Proteinler cildinizin nemini geri kazanmasını sağlar. Beş dakika sonra yüzünüzü yıkayın.

LEKELERE ÇAY POŞETİ
Eğer cildiniz bir sebepten ötürü tahriş olmuş ve şişkin görünümdeyse, demli ve soğuk bir poşet yeşil çayı iki dakikalığına cildinizin üzerine yerleştirin. Yeşil çayın içeriğindeki antioksidanlar kızarıklığı dindirecektir.

BACAKLARINIZI SAÇ KREMİYLE TIRAŞ EDİN
Tıraş köpüğünüz bittiyse onun yerine saç kremi kullanabilirsiniz. Bu krem, tüylerinizi yumuşatarak tıraşı kolaylaştırır ve bacaklarınızı da ipeksi bir yumuşaklığa kavuşturur.

VÜCUT KREMİNİZİ KİŞİSELLEŞTİRİN
Parfümlü vücut ürünlerine onlarca para ödemek yerine kendi kreminizi yapabilirsiniz. Kokusuz ve yoğun formüllü bir vücut kremine damlatacağınız birkaç damla parfüm ile saatlerce kalıcı kokmanın keyfine varın.

KİRPİKLERİNİZİ YUMUŞATIN
Makyaj yapmadan gözlerinizle ilgi çekmek için, kirpiklerinizin ucuna hafif bir miktar vazelin uygulayıp, tarayın. Böylelikle daha çekici ve ışıldayan bakışlara sahip olacaksınız.

UÇUKLARI KREMLE YATIŞTIRIN
Uçuğun çıkmaya başladığını hissettiğiniz anda üzerine yoğun formüllü bir nemlendirici sürerek daha kötü bir hale gelmesini önlemiş olursunuz.

DUDAKLARA GÖZ FARI
Eğer rujunuz yanınızda değilse, doğal tonlardaki göz farınızı dudaklarınıza uygulayıp, üzerine nemlendirici sürebilirsiniz.

İNATÇI RUJLARA MAKYAJ TEMİZLEYİCİSİ
Kırmızı ruju ovalayarak çıkarmaya çalışmayın. Ruj, ağzınızın çevresine dağılarak kötü bir görüntüye sebep olabilir. Bunun yerine, küçük bir makyaj pamuğunu veya kağıt mendili makyaj temizleyicisine batırıp rujunuzu silmeniz daha uygun olur.

SAÇ DİPLERİNİZE PUDRA UYGULAYIN
Saç telleriniz kolay yağlanan bir yapıya sahipse, geniş uçlu bir makyaj fırçasını toz pudranın içine batırın. Üzerindeki fazlalığı azalttıktan sonra pudrayı saç diplerinize uygulayın. Bu pudra saç diplerinizde bulunan fazla yağı emerek tutamlarınızın arasına karışır. Bu tazelenme hissi ise kendinize olan güveniniz de artar.

KİRPİK KIVIRICINIZI ISITIN
Kirpikleriniz düzse, metal kirpik kıvırıcınızı birkaç dakikalığına fönle ısıtın. Böylelikle kirpikleriniz daha kolay şekil alır. Ayrıca suya dayanıklı bir maskara diğerlerinden daha hızlı kuruduğu için kirpiklerin kıvrımını ortaya çıkarır

, , , , , , , , , , , , ,

ünlülerin form sırları – nasıl zinde kalıyorlar

admin Genel Mayıs 28th, 2010 |  Yorum yok »

Ivana Sert: “Haftada 6 gün ikişer saat spor yapıyorum. Ayrıca taebo ve kick box gibi dövüş sanatlarıyla da ilgileniyorum.
null
Hiç ekmek ve peynir yemem. Bunların haricinde spor yaptığım ve kalori almam gerektiği için her şeyi yerim”

Deniz Berdan: “Öğün atlamam, sekiz öğü yerim. Ana öğünlerde miktar olarak fazla ama içerik olarak hafif yemeye özen gösteririm. Gün içinde sık sık açık ve sütlü çay içerim

Hiç bir zaman ‘battı balık yan gider’ demem, eğer bir öğünde çok yediysem diğer öğünde dengelemeye çalışırım”

Ceyda Düvenci: “Formda kalmak için uykumu düzenli almaya çalışıyorum. Spor yapıyorum. Çok su içiyorum. Alkol, sigara ve asitli içecekler tüketmiyorum.
Et olarak sadece balık yiyor, nadiren kıymalı sebze yemeklerini tercih ediyorum. Tam bir sebze canavarıyım. Çikolata ise vazgeçilmezim.”

, , , , , , , ,

Obsesyon nedir?:

admin Genel Mayıs 20th, 2010 |  Yorum yok »

obsesyon hakkında bilmeniz gerekenler. obsesyon nedir hakkıda bilgi.
Katı disiplin ve baskının yoğun olduğu ortamlarda ‘Obsesif Kompulsif Bozukluk’ ortaya çıkıyor. Yatak örtüsünün belli şekilde katlanması ve yürürken çizgilere basılmaması bu hastalığın belirtileri olabiliyor

İstanbul Üniveritesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Konsültasyon-Liyezon Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Özkan, ‘Obsesif Kompulsif Bozukluk’ hakkında bilgi verdi.

‘Obsesif Kompulsif Bozukluk’ (OKB) ne zamandan beri gündemde?
‘Obsesif Kompulsif Bozukluk’ (OKB), insanlık tarihi kadar eski… İlkel toplumlardaki büyüsel törenler, belirli özellikleriyle obsesif ritüellerdir. Shakespeare ‘Makbet’te ‘OKB’yi çok güzel bir şekilde tanımlamıştır. Kralın ölümünün ardından sürekli ellerini yıkayan Lady Makbet, ‘Akdeniz’in bütün suları gelse, bu kirli eller temizlenemez’ der. Yani ruhsal kişilik duygusu, bedensel pislik duygusu ile yer değiştirmiştir. Burada bilinçdışı suçluluk duygusu belirgindir. OKB’nin içeriği; bilinçaltı baskılanmış yasak dürtüler ve bu dürtülerle bağlantılı olan suçluluk duygusuyla ilgilidir. OKB’si olan insanlarda sıklıkla kaydedilen kişilik özellikleri aşırı titizlik, mükemmeliyetçilik, aşırı düzenlilik, cimrilik ve kararsızlıktır.

AHLAK ANLAYIŞINA TERS!
OKB’nin ortaya çıkmasında etkili faktörler neler?
OKB’nin nörobiyolojik zemini kuşkusuz vardır. Aşırı kuralcı, disiplinli ve baskıcı aile yapısı, bu hastalığı tetiklemektedir. OKB, toplumda ‘takıntı ve saplantı hastalığı’ olarak bilinen obsesyon ve kompulsiyonlarla giden psikiyatrik bir hastalıktır. Bu hastalığın en önemli özelliği, kişilerin takıntılı düşüncelerinin ve davranışlarının farkında olmasıdır. Bu düşünceler, ahlak anlayışlarına terstir ama kurtulamazlar.

BİR SAATLERİ GİDİYOR
Hastalık, kişiyi nasıl etkiler?
OKB tanısı alan bir hastanın günde en az bir saati takıntılı uğraşlarla geçmektedir. Günlük ve iş yaşamı, sosyal aktiviteleri de hastalıktan etkilenmektedir. OKB, uzun süre tedavi gerektiren, düzelmeler ve bazen tekrarlamalarla seyreden bir hastalıktır.

Peki takıntı bulaşıcı mı?
Son yıllarda yapılan araştırmalar OKB’nin toplumda yüzde 2 dolayında olduğunu ortaya çıkarmıştır. Yani her 50 kişiden birinde OKB bulunmaktadır. Ancak birçok kişi, belirtilerin hafif olması nedeniyle hastalığını saklar. Rahatsızlğını belli etmek istemez ve hekime başvurmaktan kaçınır. OKB, stresli bir yaşam tarzından kaynaklanabileceği gibi birinci derece yakınlarında rahatsızlık olanlarda da görülür.

OBSESYON NEDİR?
Obsesyonlar kişinin isteği dışında aklına gelen, kişiyi tedirgin eden ve de zihninden atamadığı, kontrol edemediği düşünce, düşlem, duygu ya da dürtülerdir. Kişi bunların mantıksız olduğunu bilmesine rağmen zihninden atamamaktadır. Tüm karşı koymalara rağmen bu takıntılar zorlayıcı, huzursuzluk verici, inatçı ve tekrarlayıcıdır.

ERKEKTE 19, KIZDA 22 YAŞINDA GÖRÜLÜYOR
Hangi yaş aralığında daha sık görülür?
Hastalığın ilk belirtileri küçük yaşlardan itibaren başlayabilmekle beraber ortalama başlangıç yaşı 20′dir. Nadir olarak daha ileri yaşlarda da başlayabilir. Genellikle ergenliğin sonuna doğru ya da erken erişkinlik döneminde başladığı söylenebilir. OKB hastalarının, üçte biri ilk belirtileri çocukluk döneminde yaşamaya başlar. Olguların yarısından fazlasında belirtiler anidir. Stresli yaşam da hastalığın başlamasını kolaylaştırmaktadır.

HUZURSUZLUĞA DİKKAT
Kaç yaşından itibaren görülmeye başlar?
Etkisi uzun yıllar sürer mi? İki yaşından başlayarak çocuklarda ve ergenlerde bazı obsesyonlar ve kompulsiyonlar görülebilir. Bu belirtiler genellikle bir dönem olup, sonra kendiliğinden kaybolabilir. Yatak örtüsünün belli şekilde katlanması, ışığın açık bırakılması, yürürken çizgilere basılmaması ve mikrop kapma korkusu OKB’yi düşündürtecek belirtiler olabilir. Çocuk ve ergenlerde belli yaşlarda başlayıp, genelde okul çağı ya da ergenlik sonuna kadar sürebilen bu belirtileri hastalık olarak görmemek gerekir. Çocuğun günlük yaşam aktivitesini bozacak denli yoğunlaşırsa ya da çocuk şiddetli huzursuzluk ve sıkıntı yaşamaya başlarsa bir çocuk psikiyatristine danışmak gerekebilir. OKB kadınlarda ve erkeklerde eşit oranda görülür. Erkeklerde ortalama 19, kadınlarda ise ortalama başlangıç yaşı 22 olarak saptanmıştır.

CİNSELLİK DÜŞÜNÜP EVDEKİ FİŞLERİ KONTROL EDERLER
Sık görülen OKB’ler nelerdir?
Obsesyon ve kompulsiyonlar en sık şu şekillerde görülür:

Kirlenme obsesyonu
Kişi dokunduğu ve oturduğu yerden ya da giydiği giysiden kendisine zarar verecek, kirletecek bir şey bulaşmış olabileceği obsesyonuna kapılır. El sıkışınca, paraya dokununca, kapıyı tutunca temas ettiği nesne ya da canlıdan kendisine mikrop, sperm, idrar ya da dışkı gibi vücut atıklarının bulaşabileceği şekilde obsesyonları vardır. Tuvalete girdiğinde giysilerine idrar sıçramış olabileceğini, bulaşık ya da çamaşır makinesindeki kirlilerin iyi yıkanmamış olabileceğini, market rafından aldığı gıda ya da benzeri nesnenin kutusuna daha önce dokunan birinden herhangi bir şey bulaşabileceğini düşünür. Bulaşma obsesyonu ortaya çıktığında kişi, kendisini ya da o nesneyi yeniden belli sayıda yıkamak için karşı koyamadığı bir dürtü hisseder.

Kontrol etme obsesyonu
‘Anahtarı yanıma aldım mı?’, ‘Ocağı kapattım mı?’, ‘Fişi çektim mi?’ gibi bir eylem ya da davranışı yapıp yapmadığından emin olamama obsesyonudur. Kontrol etme obsesyonu olan kişi, emin olamadığı eylemi tekrar tekrar kontrol etmek zorunda hisseder. Kontrol etmediğinde, giderek yoğunlaşan anksiyete duygusu yaşar.

Simetri obsesyonu
Belirli ortam, nesne ya da durumların simetrik bir şekilde olması gerektiği obsesyonu ya da bir eylemin belirlenmiş bir sırada yapılması gerektiği obsesyonu olarak görülür. Masanın üzerindeki eşyalar belirli bir düzende durmazsa çalışmaya başlayamama ve sürekli o düzeni korumaya çalışmaktan işi yapamama olarak ortaya çıkar.

Dini obsesyonlar
Dindar bir kişinin ibadet sırasında aklına günah olduğunu düşündüğü şeylerin gelmesi şeklinde görülür. Örneğin; bu düşünceler namaz sırasında gelirse, kişi yoğun anksiyete ve suçluluk duygularıyla birlikte, namaza yeniden başlamak zorunda kalır. Bazen namaz saatlerce sürer.

Cinsellikle ilgili obsesyonlar
Sıklıkla kişinin aklına ayıp ya da günah olarak değerlendirdiği cinsel eylem ya da düşüncelerin gelmesidir. Yakınlarıyla seks, karşısındaki kişinin cinsel organına baktığının sanılacağı korkusu, çırılçıplak soyunup sokağa çıkma, eşcinsel olma ve benzeri tarzda olabilir.

Saldırganlık obsesyonu
Genellikle kendisine, çok yakınlarına ya da başkalarına zarar verecek bir eylemde bulunabileceği şeklinde ortaya çıkar. Çocuğunu, eşini, anne babasını yaralayabileceği, öldürebileceği düşüncesini taşır. Bazen kişi bu düşüncelerini eyleme çevirebileceğinden o denli korkar ki, evdeki tüm kesici aletleri ortadan kaldırabilir. Böyle bir takıntısı olan kişi aslında bu eylemi hiçbir zaman yapmaz.

BANA ‘DELİ’ DEMESİNLER
Nasıl teşhis ediliyor?
OKB birdenbire başlayabileceği gibi sıkıntılı bir olaydan sonra da ortaya çıkabilir. Bu hastalar genelde titiz, düzenli ve mükemmeliyetçi kişilerdir. Konuşmaları aşırı düzgün ve kibardır. Düşüncelerine inatçılık hakimdir. Kişi bunu saçma bulsa da bir türlü engelleyemez. Ama mantığına, görüşlerine, ahlak anlayışına ve inançlarına ters bulur. Bu düşüncelerden kurtulmaya çabalar. Fakat çabaladıkça düşünceler artar. Bu kez de akılına gelen düşüncelerin içeriğine göre kendisini günahkâr ve suçlu gibi görmeye başlar. Bu aşamadan sonra hayat hastalar için çekilmez hale gelir.

Hastalık varlığını nasıl gösterir?
Hastaların bir bölümü uzun zaman bu saçma düşünce ve davranışların bir hastalık olduğunu düşünmez. Çoğu hasta ise bu düşüncelerini yakınlarına, ailesine ya da bir doktora söylemeye çekinir. Aklına gelen düşüncelerden utanır ya da kendisine ‘deli’ deneceğinden korkar. Bu yüzden çoğu OKB hastası, tedaviye geç başvurur ve zaman yitirir.

, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

uzun yaşamanın sırları (2)

admin Genel Mayıs 17th, 2010 |  Yorum yok »

daha öncede farklıbilgiler vermiştik.Avustralya’da 100 yaşını geçmiş 188 kişiyle görüşülerek yapılan araştırmaya göre bu kişilerin sadece yüzde 20’sinin ailesinde 100 yaşını aşmış kişi bulunuyor.

Bir başka deyişle genetik yapının uzun ömür üzerindeki etkisi sadece yüzde 20. Araştırmaya göre aileleri ve arkadaşları ile yakın ilişki içinde olan, olaylara iyimser yaklaşanların 100 yıl yaşama ihtimali daha fazla

,