2011 Mayıs | Vizyonsuz.com

Mayıs, 2011

Sponsorlu Bağlantılar
Page 1 of 212

BOYUN EĞRİLİĞİ (EĞRİ BOYUN)

Pazar, Mayıs 29th, 2011

Bu şekil bozukluğunda baş ve boyun sağ veya sol yana doğru eğrümiş, yüz karşı tarara bakar şekilde dönmüştür. Boy­nun yanında boydan boya uzanan kasın bo­yu kısadır, gergindir. Baş ve boyun o yana doğru eğilmiştir. Zor doğum esnasında aşırı gerilme ile boyunun yanındaki kas İçinde kopmalar ve kanama olabilir. Burada mey­dana gelen kitlesi zamanla iyileşirken kasta sertleşme ve kısalma yapar. Bu sertleşme ve kısalma zamanla boynun boyunun kısalma­sına sebep olur. Ayrıca başı ve boynu o ya­na doğru çekerek eğer.

Hastalık •kolay tanınır. Boyunun bir tara­fa doğru eğilmesi ve yüzün sağlam tarafa doğru dönmesi teşhisi kolay koydurur. Bü­yümüş çocuklarda adalenin sertleşmesi ta­mamlanmış olup, gergin ve sert olan bu ada­lenin köprücük kemiğine yapıştığı alt uçları deri altında görülür ve elle hissedilir. Başın aynı yöne eğilmesi ve yüzün karşı tarafa dönmesi ile tipik şekil bozukluğu oluşur. Za­manla yüzün alt yarısının az, üstte kalan ya­rısının çok gelişmesi ile yüzde bir asimetri or­taya çıkar.

Süt çocuklarında adalenin üzerinde kana­madan dolayı meydana gelen şişlik döne­minde şişliğin üzerine lasonil isimli pomad sürülebilir. Bu devrede doğrudan doğruya şişliğin üzerine masaj yapılmalıdır. Çünkü kuvvetli masaj adale içinde kanamayı daha da arttırabilir. Daha sonra boynun yan tara­fındaki adalenin kısalmasını önlemek için boynu gererek uzatma egzersizleri yapılır.

Bunun için çocuğun boynu meydana gel­mekte olan eğriliğin aksi yönüne doğru eği­lir. Baş hafifçe çevrilir. Gerekiyorsa çocuğun yatış istikameti değiştirilir. Astığı düzeltilir ve meydana gelecek şekil bozukluğuna mani olmaya çalışılır. Çocuğun yaşı 1012 ayı geç­tikten sonra yukarıda anlatılan tedavi ile ba­şarı sağlanamaz. Bu durumda yapılacak tek tedavi ameliyattır.

çocuklarda kişiliğin gelişmesi

Cuma, Mayıs 27th, 2011

Ana babanın çocuğun kişiliği üzerinde olumlu ya da olumsuz etkileri

Göz rengi babasına benzeyen erkek çocuğu, is­tediğini elde etme kararlılığı açısından da ba­basına benzeyebilir. Çocuğun göz rengi ve karak­ter özelliği, ana babanın ve özellikle babanın aile­sinin çok hoşuna gider. Babaanne torununun da oğlu gibi tuttuğunu koparan bir kişilikte olmasıyla Övünür.

Karakter benzerlikleri daha çocuk küçükken kendi­ni gösterir. Çocuğun dış görünüşü kadar huyunun da kendilerine benzemesi ana babayı çok mutlu eder. insanın kendi çocuğuna karşı duyduğu sevgi ve gururda bu benzerliğin büyük payı vardır. Kişiliği oluşturan özelliklerin bir dereceye kadar aileden devralındığı doğrudur. Ancak bu konuda soyaçekim dışında başka bazı etkenler de rol oy­nar. Kimi çocuklar davranış ve kişilik olarak aile­nin diğer bireylerinden çok farklı yapıdadırlar. Bu durum, kişiliğin oluşmasında soyaçekimin yanın­da başka etkenlerin de bulunduğunu gösterir. Eski Yunan düşünüşüne göre insan vücudu değişen oranlarda toprak, hava, ateş ve sudan oluşur, insa­nın sakin, hırçın ya da neşeli olmasında, bu mad­delerin birbirlerine oranının etkisi olduğu sanılır­dı. Kuşkusuz bu basit kuramın geçersizliği çoktan anlaşılmıştır. Ancak günümüzde de kimi uzmanlar vücudun biçimi, boyun uzunluğu kısalığı gibi fiziksel.özelliklerin kişiliği etkilediğini ve insanların buna göre tiplere ayrılabileceğini savunmaktadır­lar.

Çocuğun doğumla getirdiği karakter özellikleri, yaşam deneyimleri sonucunda değişebilir. Çocuk, çok küçük yaşlardan başlayarak çevresindekilere öykünür. Kısa sürede ana babasının bazı davranış­larını ve konuşma biçimini benimser, benzer bi­çimde davranışlarda bulunur. Çoğu zaman ana ba­banın tutumu ve olaylara bakış açısı çocuklara da yansır. Çocuk beş yaşına gelinceye kadar en çok ana babanın etkisinde kalır. Evdeki diğer yetişkin­lerin de etkisi olur. Bu etkilenme, soyaçekim olgu­sunu pekiştirir.

Çocuk kişilik açısından annesine ya da babasına benzese de, sonunda farklı bir çevrede ve farklı et­kiler altında yetişeceği için kendine özgü ayrı bir kişilik kazanır.

örneğin bir kız çocuğu, yaratıcı ve bağımsız bir kadın olan, çocuğunu doğru biçimde yetiştirmek isteyen annesine benzeyebilir. Annesi gibi, çok küçük yaştan kendini kabul ettirmek ve kendi yo­lunu kendisi çizebilmek için mücadde verebilir. Sonunda annesininkinden çok farklı bir kişilik or­taya koyabilir.

Bu çocuğun küçük kız kardeşi daha çok babasına benzeyebilir. Sakin karakterli olabilir. Küçük kar­deş, kuvvetli birer kişiliğe sahip olan etenesinin ve ablasının yanında daha yavaş bir gelişme göstere­bilir. Kendi yolunu bulması daha uzun zaman ala­bilir. Kardeşlerin ikisi de aynı çevrede ve aynı etki­ler altında yetiştikleri halde kişilik yapılarındaki farklılıklar nedeniyle sonuç da farklı olabilir. Ana babalar çocukları arası nda ayı rı m yapmamaya çalışırlar. Yine de çocuklar, aile içindeki yerlerine göre farklı davranışlarla karşılaşırlar. Ana baba için ilk çocuk, tümüyle yeni bir deneyimdir. Çocuk ba­kımı ve yetiştirilmesi konusundaki her şeyi ilk çocukla birlikte öğrenirler. Çocuğu çok sevmelerint karşılık, ona gerektiği gibi bakıp bakamadı klan ndan kaygı duyarlar. Neden çocuğun çok ağladığı­nı, yeterli biçimde doyup doymadığını, yeterli ge­lişme gösterip göstermediğini, emeklemeye başla­masının gerekip gerekmediğini merak edip tedir­gin olurlar. Çocuğun her hareketini yakından İzler, gelişmesine bir yandan memnunluk, bir yandan da kaygı ile bakarlar. Bu ilgiye karşı çocuk da sanki ana babasının korkularını anlıyormuşçasına tepki gösterir. Yoğun ilgiden yararlanan çocuk, bir yan­dan da birçok kısıtlamalara uymak zorunda kalır. Ana babanın tutumu en küçük çocuk doğduğunda çok değişmiş olur. Çocuğun her ağlaması artık bir felaket gibi karşılanmaz. Arada sırada mamasını doğru dürüst yememesi onun gizli bir derdi olduğu biçimi’nde yorumlanmaz. Ana baba çocuğun geliş­mesini iç rahatlığıyla izlerler.

Çocuklarda Oyuncak seçimi

Cuma, Mayıs 27th, 2011

Oyuncak seçerken nelere dikkat etmek gerekir?

En iyi oyuncaklar, çocukların düş güçleri rie yö­nelik olan ve gelişmelerinin değişik aşamala­rında, değişik biçimlerde kullanılabilen oyuncak­lardır. Oyuncağın çok yönlü bir kullanımı olması kadar, dayanıklı olması da önemlidir. Tahta şekil­lerle oynayan küçük bir çocuk, bunlarla yalnızca bir kule yapabilir. Oysa, yedi yaşındaki bir çocuk aynı malzemeyle daha karmaşık yapılar kurar. Tır­manma parmaklıklarının da çeşitli amaçlara yöne­lik kullanımları vardır. Çocuk, tırmanma parmak­lıklarında fiziksel gücünü artırabildiği gibi, onu bir gemi ya da bir ev gibi tasarlayarak çeşitli oyun­lar oynayabilir.

Ana babalar, çocuklara genellikle yeni oyuncaklar almayı yeğlerler. Oysa, çocuklar‘evdeki boş kutu­larla, eski giysilerle oynamaktan çok hoşlanırlar. Ayrıca, ana babanın ilgisi pahalı bir oyuncaktan daha önemlidir. Ancak, çocuğa gösterilen ilgi, oyununa karışmak düzeyinde olmamalı ve izleyici olmaktan öteye gidilmemelidir. Ama, çocuk ge­reksinme duyduğunda oyununa katılmak gerekir. Örneğin, yemek yapmaya çalışan bir kız çocuğu­na, annesi örneğin fasulye ya da pirinç taneleri ve­rerek yardımcı olabilir. Gerektiğinde mukavvadan şekiller keserek oyunu canlandıracak, çocuğun il­gisini ve sevincini artıracak yardımlar da yapılma­lıdır.

Çocuğun yoğun bir dikkat harcamasını gerektiren boz yap türü oyuncaklarla oynaması doğru mudur?

Çocuklar büyüdükçe, dikkatlerini belli bir konu üzerinde yoğunlaştırabilme yetenekleri de artar. Ancak, aynı yaştaki çocuklar arasında, dikkatlerini yoğunlaştırma konusunda büyük farklılıklar görü­lür. Bu farklılıkta, çocuğun karakteri, Özellikleri ve ilgi duyduğu konular büyük rol oynar. Bazı çocuk­lar bir boyama kitabı, boz yap türü bir oyuncakla kendi kendilerine oynarlar. Bazıları da etrafta koş maktan, evin, bahçenin ya da parkın dört bir yanı­nı keşfetmekten daha çok hoşlanır. Bu nedenle, çocuğa oyuncak alırken yalnızca gelişme aşaması­nı değil, çocuğun kişiliğini ve eğilimlerini de dik­kate almak gerekir.

Çocuğun zekâsını kullanabilmesini, hatta zekâ ve becerilerini geliştirmesini sağlayan oyuncaklar, onun yeteneklerini aşmayan oyuncaklardır. Çocuk oyuncakla nasıl oynayacağını bilemez ya da oyun­cağı eline alıp kurcalamazsa sıkılır ve ilgisini yiti­rir. Bunun gibi oyuncağı kurmak ya da oyunu ta­mamlamak için gerekli süre, çocuğun ilgisini belli bir konu üzerinde yogunlaştırabileceği süreyi aşı­yorsa, ilgisi dağılır, oyuncağı bir kenara itiverir. Çocuğun kavrama, dolayısıyla da oynama yetene­ğini aşan bir oyuncağı, çocuğa belli etmeden orta­dan kaldırmak gerekir. Bu oyuncakla oynayabile­cek düzeye eriştiğinde oyuncak yeniden ortaya çı­karılırsa çocuk oyuncağı ilk kez görmüşçesine ilgi gösterir.

Çocuğun yeni ilgiler edinmesinde oyuncaklardan ne ölçüde yararlanılır?

Çocuğun ilgj alanını genişletebilmesi, ana babası­nın çocuğa zaman ayırmasına ve onu heveslendir­mesine bağlıdır. Çocuğa ilgisini çeken oyuncaklar alınmalı ve ne işe yaradıkları ya da nasıl kullanıl­dıklarını belirten açıklamaları çocukla beraber okunmalıdır. Böylelikle çocuğun yeni oyuncağını benimsemesine ve ondan hoşlanmasına yardımcı olunur, örneğin, pilli ya da elektronik oyuncaklar­la oynamaya alışana kadar, çocuğa yardımcı ol­mak gerekir. Ana babalar genellikle çocuğa oyun­cak almanın yeterli olduğunu düşünürler. Çocuğun bir süre sonra oyuncağı bir kenara atarak, oynama­maya başladığını görünce de üzülürler. Çocuğun başladığı bir İşi, bir oyunu bitirmesini sağlamak da ana babanın görevidir, örneğin, mum ya da maske yapmaya çalışan bir çocuk, bir süre sonra sıkılır, uğraşmaktan vazgeçer. Bu durumda, çocuğu yardım ederek işini tamamlaması ve so­nuçlarını görerek başarı sevinci duyması sağlan­malıdır.

Çocuğun ilgisini değişik konulara yöneltmek İçin, oyuncaklar dışında olanaklar da vardır. Hoşlanabi­leceği bir kitap, oyalayıcı olduğu kadar ilgi çekici bir televizyon programı ya da bir müze gezmek de çocukta yeni ufuklar açabilir. Çocuğun hoşlanma­dığı, İlgi duymadığı konularda ısrarcı olmak yan­lıştır, örneğin, resim sergisinde sıkılan bir çocuğu zorla sergiye götürmek yanlıştır. Çocuğun plastik sanatlara karşı ilgi duyması sağlanmaya çalışılırkert, tam tersine büsbütün ilgisiz kalmasına yol açılır. Çocuğu belli bir konuya ilgi duymaya zorla­mak, çocukta o konuya karşı soğukluk yaratabilir. Dünyayı tanımak ve keşfetmek çabasında olan ço­cukların ilgi alanları sık sık değişir. Bu nedenle, çocuğun kek yapmaktan ya da çiçek toplamaktan hoşlanmasına bakarak, ileride pastacı ya da bota­nikçi olacağını düşünmek yanlış olur.

 

Çocuğa her zaman istediği oyuncaklar mı alınmalıdır?

Ana babalar, pahalı oyuncak almak için kendileri­ni zorlamamalıdırlar. Ne kadar küçük olursa olsun, çocuğa paranın önemini anlatmak gerekir. Aslın­da, çocuklar da istedikleri her şeyin hemen alın­masını beklemezler. Çünkü, doğum günlerinin ya da bayramların bir anlamı kalmaz. Ayrıca, çocuk ana babasının kendisi için neyin iyi, neyin kötü olduğu konusunda karar vermesinden hoşlanır. Ço­cuğun her isteğine boyun eğmek, çocuğun yararı­na olmaz. Ana babasının kararlılığı çocuğa güven verir. Ana baba, öncelikle çocuğun istediği oyun­cağı alıp alamayacaklarını saptamalıdır. Sonrada, çocuğun isteğinin geçici bir heves olup olmadığı­nı araştırmalıdır. Çocuk oyuncağı belki televiz­yonda reklamını İzlediği, belki de bir arkadaşında gördüğü için istiyordur. Çocuğun kısa sürede bıkıp bir ke’nara atacağı oyuncakları almamak gerekir. Bazı oyuncakların çocuklar için özel bir Önemi vardır. Bütün çocuklar bu oyuncaklara sahip olmak isterler. Zaman zaman, çocuğa ödül ya da hediye olarak uygun görülen bu tür bir oyuncak almak doğru olur.

Çocukların oyuncak gereksinmesi ne zaman sona erer?

Genellikle oyuncakların çocukları eğlendirdiği dü­şünülür. Oysa, oyuncakların çok daha Önemli bir işlevi vardır. Oyuncaklar, çocukların gerçek dün­yayı tanımasına yardımcı olan araçlardır. Çocuklar bu araçların yardımıyla yaşama ilişkin birçok şeyi öğrenirler, örneğin, gözden kaybolan nesnelerin yok olmadığını; itildiği ya da çekildiği zaman oyuncak arabaların harekelettiğini; çıngırakların sallandığında ya da bazı oyuncakların elle sıkıldı­ğında veya üzerine basıldığında ses çıkardıklarını eğlenmek amacıyla oynarken öğrenirler. Oyun, öğ­renmenin bir yoludur. Telefonlar, bebekler, trenler ve tüm oyuncaklar, çocuğu gelecekteki yaşantısına hazırlar. Yedi yaşından küçük çocuklarda oyun ve görev aynmı yoktur. Çocuklar yedi yaşından sonra bağımsızlaşırlar ve kendi kendilerini yönetebilirler. Oku­la başlayınca kendilerine düşen görevleri benim­serler. Oyunun yalnızca bir dinlenme aracı oldu­ğunun bilincine varırlar. Gitgide düş gücüne daya­nan oyunlardan uzaklaşırlar. Koleksiyon yapma, özel meraklar edinme ya da belli kuralları olan oyunlar oynama gibi etkinliklere ilgi duyarlar. Ço­cukların ilgi alanlarının değişmesi uzun bir süreç içinde gerçekleşir. Pek çok çocuğun ergenlik döne­mine kadar oyuncak ayılarından ya da bebeklerin­den kopamadıkları bir gerçektir. Elektrikli trenler ve benzeri gelişmiş oyuncaklarla oynayan yetişkin­ler bile vardır.

Okul çağındaki çocukların da, oyuncaklardan öğrenecekleri şeyler var mıdır?

İyi tasarımlanmış oyuncaklar, okul öncesi çocukla­rın temel bilgiler edinmelerine, zihinsel yetenekle­rini geliştirmelerine ve eşgüdüm sağlamalarına yardımcı olur. Oyuncaklar, okula başlayan çocuklar için de aynı ölçüde önemlidir. Çünkü, okula giden çocuklar da dış dünyayı tanımayı sürdürmektedir­ler. Okul çağındaki bİr çocuğun oyuncaklardan ne­ler öğrendiği, üçgen tahta parçalarını oyuklara yer­leştiren küçük bir çocuğunki kadar açık değildir. Ancak, oyuncaklar bütün’çocuklar için yarar sağ­lar. Ana babaların, okuldan dönen çocukların eğ­lenmesi ve rahatlaması için, evde oyun araçları bulundurmaya özen göstermeleri gerekir.

Üçle beş yaş arasındaki çocuklara hangi oyuncaklar alınır?

Çocuklar üç yaşına geldiklerinde temel becerilerin büyük bir kısmını kazanmışlardır. Sonraki iki yıl içinde eşgüdüm sağlama, parmakları daha ustaca kullanma ve parçaları ayırma becerilerini edinir­ler. Çocukların bu becerileri edinmelerine yardım­cı olabilen her çeşit oyuncak yararlıdır. Çocuklar bu yaşlarda bağımsız davranma, başka çocuklarla birlikte oynama gibi yeteneklerde geliştirirler. Tırmanma parmaklıkları, salıncaklar ve kaydırak­lar, çocuğun fiziksel gücünü kullanabileceği yarar­lı araçlardır. Bahçeli bir evde yaşamayan çocukla­rın sık sık çocuk parkına götürülmeleri gerekir. Üç, dört yaşındaki çocuklar kum havuzunda oynamak­tan çok hoşlanırlar.

Üç, beş yaş arası, çocukların düşsel oyunlar kur­dukları dönemdir. Düşsel oyunlar, çocukları eğlen­dirdiği gibi, dünyayı algılamalarını ve duygularını göstermelerini sağlar, örneğin, bir arkadaşının ka­za geçirip yaralandığını gören bir çocuk, büyük olasılıkla, bebeğini ya da ayısını sarıp sarmalaya­cak, iyileşmesi için ilaç içirmeye çalışacaktır. Üç ile beş yaş arasındaki çocukların düş güçleri çok zengindir. Örneğin, renkli kâğıttan kesilmiş bir taç giyerek yüksek bir iskemlenin üzerine çık­ması küçük çocuğu kral yapmaya yeter. Doktorculuk oynamak istediğinde, bir mukavva kutu içine yerleştirilmiş ilaç kutuları, termometre yerine ge­çecek bir elma şekeri sopası, çocuğun doktorculuk oynaması için yeterli malzemeyi oluşturur. Resim kesip, yapıştırmak da yaygın bir uğraştır. Çocuk renkleri ayırt edecek ve fırçayı kullanabilecek aşa­maya gelmiştir. Ancak, içinde çok sayıda renk bu­lunan boya takımlarını kullanamaz. Bu nedenle, az sayıda ve temel renkler içeren bir boya takımı almak doğru olur. Başlangıçta fırçayı kullanmayı ve boyaları nasıl sürmesi gerektiğini öğretmek ge­rekir. Böylece çocuğun çevreyi ve üstünü başını boyaması da bir ölçüde önlenmiş olur. Çocuğa bir kutu mum boya ve bir miktar kâğıt vererek de oya­lanması sağlanabilir.

Üç ve beş yaşları arasındaki çocukların el becerile­ri de, karmaşık durumları kavrayabilme yetenekle­ri de gelişmiştir. Çocuğa bir yapı takımı, örneğin bir lego alınabilir. Önceleri az parçalı lego alınma­lı daha sonra yeni parçalar eklenmelidir. Lego, çok yönlü bir oyuncaktır, hemen her yaştaki çocukları uzun süre oyalayabil i r.

Top, değişik yaş gruplarındaki çocukların genellik­le çok sevdikleri bir oyun aracıdır. Küçük çocuklar ancak büyük toplarla oynayabilirler. Top ne denli büyük olursa olsun, küçük çocuklar, topu atıp tu­tarken, koşup yakalarken güçlük çekerler. Çünkü, göz, el ve vücut arasında eşgüdüm sağlayamazlar. En rahat ve doyurucu top oyunları açık havada oy­nanır. Ancak, evde oynamak için de köpük lastik­ten yapı l mı ş yumuşak toplar vardır. Çocuk ne denli hareketli olursa olsun, günün bazı saatlerinde kendi kendine, sessizce oynamayı da sever. Bu saatlerde, bebekler, ayılar ve resimli ki­taplarla oyalanır. Büyüklerin masal anlatmasından da çok hoşlanır.

 

Beşle yedi yaş arasındaki çocuklara hangi oyuncaklar alınır?

Çocuk yuvaya ya da okula başladığında, görevle oyunu birbirine karıştırır. Okulda arkadaşlarıyla oyun oynayabilir. Okul, çocuğa güç ve yorucu gel­mişse, eve döndüğünde en sevdiği oyuncağıyla, örneğin, bebeğiyle sessizce oynar. Bu dönemde onun ilgisini çekecek ve zekâsını geliştirecek yeni oyuncaklar seçerken çok dikkat etmek gerekir. Bu dönem, çocuğun yüzmeyi ve bisiklete binmeyi öğrenmesi için en uygun zamandır. Çocuğun tüm yaşamı boyunca kullanabileceği bu beceriler, ken­dine güvenini de artırmaya yarar. Bu nedenle, ana babanın bisiklete binmeyi öğrenene kadar, sabırla çocuğa yardımcı olması ve çocuğun sık sık düşme­sine sinirlenmemesi gerekir.

Çocuklar bu dönemde, düşsel oyunlarını sürdür­mekle birlikte, daha gerçekçi olmaya başlarlar. Beş ve yedi yaş arasındaki kız ve oğlan çocukları evci­lik oynamaktan çok hoşlanırlar. Artık ayrıntıları da önemsemeye başladıklarından, çocuklara çeşitli giysileri olan bebekler ve oyuncak ev eşyaları al­mak gerekir. Bebek evleri, küçük mobilyalar ve mutfak takımları çok hoşlarına gider. Çocuk, bu oyuncaklarla düşsel bir dünya yaratır, örneğin be­beklerine arzu ettiği gibi davranır, yedirir, giydirir ve uyutur.

Beşle yedi yaş arasındaki çocuklar okumayı öğre­nirler. Ancak yine de ana babalarının kendilerine yüksek sesle masal ve öykü okumasından çok hoş­lanırlar. Kitapçıya çocukla birlikte giderek, çocu­ğun kendi kendine okuyup kavrayabileceği kitap­ları birlikte seçmek çocukta kitap sevgisi doğurur. Bu yaş grubundaki çocuklar için resimler kesip kâ­ğıda ya da deftere yapıştırmak güzel bir uğraştır. Çocuk, resimleri kesip bir deftere yapıştırarak, hat­ta resi mleri n altları na uygun yazı lar yazarak oyala­nır. Bu uğraş, satın alınan herhangi bir resimli ki­taptan daha zevk vericidir. Ayrıca yaptığı işten bü­yük bir hoşnutluk duyar.

 

Yediyle dokuz yaş arasındaki çocuklara hangi oyuncaklar alınır?

Çocuklar bu yaşlarda da oyun oynamayı sürdürür­ler. Ancak, oyunun işlevi değişmiştir. Çocuk artık dünyayı tanımak için değil, rahatlamak için oyun oynar. Okuldaki eğitim giderek ciddileşir ve bu değişim oyunlara da yansır. Çocuk, düşsel oyunlar­dan uzaklaşır, belli kural ve hedefleri olan oyunla­ra yönelir. Dikkatini uzun süre belli bir konu üze­rinde yoğunlaştırabilir. El becerileri daha da geli­şir. Bu çağdaki çocuklara gelişkin yapı malzemesi takımları ve ayrıntılı model oyuncaklar alınabilir. Elektronik bir araç ya da oyuncak, çocuğun zekâsı­nı geliştirmesi açısından çok yararlı olur. Ancak, başlangıçta yetişkin birinin elektronik araçların kullanımı konusunda çocuğa yardım etmesi gere­kir.

Müziğe ilgi duyan ve müzik eğitimi,gören çocuk­ların sayısında büyük bir artış gözlenmektedir. Ay­rıca, kukla ve gölge oyunları oynatmaya istekli ço­cuklar da çoğalmaktadır.

Değişik ve gelişmiş oyuncaklar tasarımlanıp, üre­tilmekle birlikte, geleneksel çocuk oyuncakları yi­nede üstünlüklerini korumaktadır. Çocuğa değişik bir oyuncak alındığında, çocuğun oyuncağa alış­ması ve arkadaşlarıyla oynayabilmesi için, ona oyunun kurallarını öğretmek gerekir. Yediyle dokuz yaş arasındaki çocuklar herhangi bir eşya ya da nesneden koleksiyon yapmayı severler.

Günümüzde de karantina gerekli midir?

Cuma, Mayıs 27th, 2011

Bu konuda çeşitli düşünceler ileri sürülmektedir. Bulaşıcı hastalıklarda bulaşma dönemi genellikle hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasından önceki dönemdir. Bu nedenle, hastayı en tehlikeli olduğu dönemde, sağlıklı kişilerin arasından ayırmak ola­nağı yoktur, örneğin kızamık hastalığında çocuk, dökme adı verilen kırmızı lekeciklerin belirmesin­den Önce nezleye benzer bir evre geçirir. Zararsız gibi görünen bu evre, hastalığın en bulaşıcı olduğu bir dönemdir. Ne var ki her nezle oluşunda, kıza­mık olasılığını düşünerek çocuğu arkadaşlarından ayırmak söz konusu olmaz.

ATOPİK DERMATİT VE TEDAVİSİ

Salı, Mayıs 17th, 2011

ATOPİK DERMATİT: Kalıtsal olarak geçen yaygın kaşıntılı bir hastalıktır. Geçiş tam olmadığı İçin ailenin bazı bireyle­rinde görülmeyebilir. Kalıtsal geçişin söz ko­nusu olduğu diğer alerjik hastalıklardan as­tım bronşiyal ve saman nezlesi,gerek bu has­talarda, gerekse aile bireylerinde sıktır. Has­talarda kaşıntı yalnız alerjik sebeplere bağlı değildir, deri kuruluğu, tahriş, hava akımla­rı, ısı değişimi, yün giysiler, bazı yiyecekler, psikolojik gerginlikler de kaşıntıyı başlatabi­lir. Bu hastaların bakterilerle olan enfeksi­yonlara da dirençleri düşüktür ve derideki bu enfeksiyonlar da kaşıntıyı başlatıp arttı­rabilir. Belirtiler yaşa göre değişkendir. İlk yaş İçerisinde en tipik belirti her İki yanakta gö­rülen kızarıklık ve üzerinde kepeklenme, ba­zen sulanmadır. İkinci yaşta bunlar kendili­ğinden geriler ve geçer. Üç-dört yaşlarında gövdede yaygın kaşıntılı bir durum görülür. Özellikle kol ve bacaklarda küçük, kırmızı ka­barık belirtiler vardır, büklüm yerlerinde de olabilir. İlkokul çağına girerken yeniden be­lirtisiz bir durum görülebilir. 13-14 yaşların­da başlayan erişkin tipi belirtilerde yerleşim yerleri, diz ardı, dirsek önü, boyun gibi bük­lüm yerleridir. Şiddetli kaşıntılı, zaman za­man sulantılı olup alevlenen, bazen sert, ku­ru bir görünüm alan el ayası büyüklüğüne yakın belirtiler çok tipiktir. Şiddetlenme ve sakinleşme dönemleri birbirini izleyerek 40 yaşlarına kadar gelir. Bundan sonra atakla­rın sıklığı ve şiddeti azalmaya başlar. Orta­dan kaldırılması mümkün değildir. Alevlen-dirici faktörlerin ortadan kaldırılmasına çalışıl­ması gerekir. Antihistaminik ve sedatif ilaç­lar, yerel kortizonlu krem ve pomatlar teda­vide yardımcı olabilir.

ASTMA (Astım): HASTALIĞI

Salı, Mayıs 17th, 2011

Solunum güç­lüğüne sebep olan bir solunum sistemi has­talığıdır. Burada zorluk, nefes almada değil, nefes vermededir ve sebebi de akciğerdeki ufak hava borularının daralmasıdır (spazmı­dır). Neticede, hasta, ciğerlerinden gerekti­ği kadar hava çıkaramadığı, buna mukabil normal hava alabildiği için, akciğerler şişer. Nöbetler bir saat kadar sürebilir ve status astbmaticus denen durumda, bu krizlerin günlerce devam ettiği görülür. Astmaya, ço­cuklarda da, erişkinlerde olduğu kadar sık rastlanır.

Sebebi: Astmanın sebepleri olarak, alerji, akciğer enfeksiyonu ve ruhî olaylar gösterilir. Hastalar, genellikle nöbeti başla­tan etkeni tanırlar. Bunlar, ev hayvanlarının tüyleri veya yün lifleri, kuştüyü gibi madde­ler olabilir. Toz ve özellikle ufak bir kurt olan dermatopbagoides culinaeyi ihtiva eden ev tozlan, nöbete sebep olabilir. Astmanın se­bebi, genellikle birden fazla faktörün bir ara­ya gelmesine bağlı olduğundan, astmaya karşı desensitizasyon (bağışıklık) sağlama gayretleri etkisiz kalmaktadır. Psikolojik fak­törler, tek başına astmaya sebep olmamak­la beraber, ruhî sıkıntılar, Özellikle endişe, ça­resizlik hisleri bir nöbeti başlatabilir. Astma-da enfeksiyon çok önemlidir. Birçok kişide astma, şiddetli bir enfeksiyon sonrası ilk ola­rak belirmiştir. Astmatiklerin çoğunda, son­radan kronikleşen, tekrarlayan bronşit nöbet­leri görülür.

Belirtileri: Genellikle geceleri ge­len, solunum güçlüğü nöbetleri. Hasta, otur­mak İhtiyacını hisseder ve nöbet kısa veya uzun süreli olabilir. Solunum zorluğu arttık­ça, öksürük krizleri de belirir ve hastayı çok rahatsız eder. Çocuklar nöbet esnasında ku­sabilirler. Hastada dikkati çeken, sesli solu­num, öksürük ve endişe halidir.

Geceleri nefes alma güçlüğüne sebep olan diğer bir durum, kalp yetmezliğidir.

Tedavi: Akut bir nöbette, akciğer ne­fes borularını genişletici bir ilâç kullanılır. Efedrin ve izoprenalin, bu tür ilâçların en iyi tanınanlarındandır. Efedrin, tablet şeklînde, izoprenalinse aerosoj- şeklinde kullanılır, îzoprenalinin etkisini uzatmak amacıyle, bu­nu bazen atropinle birlikti verirler. Çok şid­detli bir nöbette, adrenalin enjeksiyonu ge­rekebilir. Kullanılacak ilâç vakit geçirilmeden alınmalıdır; hatta nöbet başlamadan, hasta, ön belirtileri hisseder hissetmez ilâcını kul­lanmalıdır. Gece gelen nöbetleri Önlemek için, yatmadan bir saat önce promethazine hydrochloride (phenergan) kullanmak uy­gun olabilir. Hastanın hassas olduğu etken tanınıyorsa, desensitizasyon denenebilir. Nö­betler, daha fazla ruhî gerilime bağlıysa, psi­kiyatrik tedavi etkili olabilir. Kronik vakalar­da tedavi daha zordur. Burada, nöbetle ge­len astmada olduğundan fazla, enfeksiyon önemli rol oynar ve tedavi amacı daima ay­nı olmakla beraber (nefes yollarının açık tu­tulması), bronşları genişleten ilâçlar, kronik bir enfeksiyonun tahribatından sonra daha az etkili olabildiklerinden, bu tür İlâçları da­ha yüksek dozlarda kullanmak gerekir. Ağır enfeksiyonlarda, uzun süreli antibiyotik te­davisi icap edebilir. Her türlü tedbirin cevap­sız kaldığı ağır astma durumlarında, riskli ol­masına rağmen, kortikosteroid tedavisine baş vurulur. Kortikosteroid tedavisi başlatıl­dıktan sonra, çok uzun süre, belki hayat bo­yu, sürdürülmelidir. Son zamanlarda, dîso-dium cromoglycate (Intal) bu tedavide yer almaktadır. Bu ilâç, akciğerlerdeki alerjik re­aksiyonları önleyerek, hastayı astma nöbet­lerinden korumakta olup, solunma suretiy­le kullanılır. Intal tedavisi, diğer tedavi me-totlarıyle bir arada uygulanabilir.

Sponsorlu Bağlantılar

Page 1 of 212