Genel | Vizyonsuz.com - Part 20

Genel

Sponsorlu Bağlantılar

Hastane ücretleri nekadardır? tedavi masrafları nelerdir

Çarşamba, Nisan 14th, 2010

masraflar ve tedavi..
tedavi ücretleri , şeker tedavisinde en iyi hastaneler , hastane tedavi ücretleri , hastane ücretleri , hastane ucretleri , tedavi masrafları , tedavi ücreti , tedavi ucretleri , kalp yetmezligi tedavi masraf , en pahalı hastane>…

Çok masraflı on hastalığı mercek altına almışlar bizlerde bunların hastane ücretleri ve tedavisinde harcanacak masrafları bu konu ile birlikte altına yazalım. Yurdumuzda bu ameliyatları ne kadar ücrete nerede yaptıran var ?

Amerika’nın ünlü ekonomi dergisi Forbes, tedavisi en pahalı 10 hastalığın listesini yayımladı.

Michigan’daki Altarum Enstitü-sü’nde görevli sağlık ekonomisti Charles Roehrig’in hazırladığı listede tedavisi en pahalı hastalık ruhsal bozukluklar. Bu hastalıkların tedavisi de ilaçları da pahalı. Bunu kalp rahatsızlıkları ve kanser takip ediyor.
Ruh sağlığı bozuklukları
Hükümet, bu hastalığın tedavisine yaklaşık 142,2 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı ise yüzde 6. Alzheimer ve Parkinson hastalığı, depresyon, bunalım ve şizofreni gibi hastalıklar ruh sağlığı bozuklukları arasında yer alıyor. Psikiyatrik bozukluklar için maliyet artışı, faydası sınırlı olmasına rağmen yeni çıkan pahalı ilaçlar ile yükseliyor.
Kalp hastalıkları
Hükümet, bu hastalığın tedavisine yaklaşık 123,1 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 5. Kalp krizleri halen ülkelerin bir numaralı ölüm nedeni. Ancak, bu hastalığın masrafları düşen bir ortalamada ilerliyor. Çünkü, daha az insan sigara içiyor. Sigara kalp krizi için büyük bir risk faktörü. Kolesterol düşürücü ilaçlar da kalp krizlerini önleyebilir.
Travma (Zihin sarsıntısı)
Bu hastalığın tedavisine yaklaşık 100,2 milyar dolar harcanıyor. Arabalar artık daha güvenli olmasına rağmen, travma maliyetleri artmaya devam ediyor. Çünkü, her vakayı tedavi etmek için daha fazla para gerekiyor. Bilgisayarlı tomografi taramaları ve diğer teşhis amaçlı testler çok fazla paraya mal oluyor.
Kanser
Hükümet, bu hastalığın tedavisine yaklaşık 99,4 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 7. 1996 yılından 2005 yılına kadar tüm tıp maliyetlerinin artmasıyla tüm kanser tedavilerinin maliyeti de artış gösterdi. Ancak, kolon, göğüs ve prostat kanserlerinin tedavi maliyetleri iki haneli oranlarda arttı.
Göğüs hastalıkları
Bu hastalığın tedavisine harcanan miktar 64,6 milyar dolar iken, yıllık artan harcama oranı yüzde 6. Akciğer hastalıklarının bu kategorisinde astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) bulunuyor. KOAH’ın maliyetleri, sigara içme oranlarında azalma ve birkaç iyi tedavinin varlığından dolayı yavaş yavaş artıyor.
Hipertansiyon
Hükümet bu hastalığın tedavisine yaklaşık 50,2 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 9. Yüksek kan basıncı üzerindeki maliyetler sürekli yukarı doğru tırmanıyor. Çünkü, doktorlar hastaları çoklu ilaçlarla daha saldırganca tedavi ediyor. Bu zaman periyodu boyunca, Norvacs gibi popüler birçok pahalı markalı kan basıncı ilacı bulunuyor. Eğer doktorlar, daha ucuz muadil ilaçlara geçerse, bu maliyetler gelecekte düşebilir.
Osteoartrit
Hükümet, bu hastalığın tedavisine yaklaşık 48 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 8. Kambur bel çizgisi artritlerin niçin maliyetinin arttığının bir sebebi olabilir. Obezite de artritler için büyük bir risk faktörü. Vioxx ve Celebrex gibi pahalı ilaçların ise 2000 yıllarında tedaviye eklenmesiyle masraflar daha da arttı. Vioxx isimli ilaç, 2004 yılında kalp krizi riskini artırdığına dair bağlantı ortaya çıkınca piyasadan toplatıldı. Pfizer tarafından satılan Celebrex ise toplatılan ilaç kadar popüler değil.
Sırt problemleri
Hükümet sırt problemlerinin tedavisine yaklaşık 40,1 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 9. Maliyetin büyük çoğunluğunu omurilik ameliyatları oluşturuyor. Bir nedeni ise sırt ameliyatlarının giderek daha karmaşık ve pahalı olması. Sırt ağrısını tedavi etmek için narkotik ilaçlar daha fazla popüler oluyor. American Medical Association dergisinde yayınlanan bir çalışma, tüm harcamaların insanların daha iyi hissetmesine yardımcı olmadığını göstermiş.


Böbrek hastalığı


Hükümetin böbrek hastalığının tedavisi için ödediği miktar ise yaklaşık 35,9 milyar dolar. Yıllık artan harcama oranı yüzde 13. Diyalizin icadı böbrek yetmezliği tedavisinin biçimini değiştirdi. Böbrek hastalığı için diğer pahalı tedavi ise eritropoietin hormonu (EPO), böbrek hastalarındaki kansızlığın tedavisi için Amgen firması tarafından geliştirilmiş bir ilaçtır.
Şeker hastalığı


Hükümet, şeker hastalığının tedavisine yılda yaklaşık 35,8 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 8 civarında. Yaklaşık 24 milyon Amerikalı şeker hastası varken, Türkiye’de ise bu rakam tahminen 3 milyon 200 bin. Ancak, bu sayı obezitenin yayılmasıyla her geçen yıl daha da artıyor. Maliyetlerin daha yüksek olmamasının nedeni ise şeker hastalığı ölümlerinin birçoğunun kalp hastalığından kaynaklanıyor olması. Bunun maliyeti de ayrı olarak değerlendiriliyor
Zaman

MARFAN SENDROMU

Çarşamba, Nisan 14th, 2010

aort kökü genişlemesi nedir  – aort kökü genişliği >   marfana benzeyen hastalık …aort lezyonları , aort kökü genişlemesi , hipoplastik iris stroması ve marfan sendromu  -  marfan sendromu >

bir bağ doku hastalığıdır.Bu yüzden, iskelet, akciğerler, gözler, kalp ve kan damarları gibi birçok yapıyı etkiler. Hastalık, anormal uzunluktaki kol ve bacaklarla karakterizedir (Abraham Lincoln’ün de bu hastalığı taşıdığına inanılır).

Marfan sendromu, 15. kromozom üzerindeki FBN 1 genine bağlı otozomal dominant bir hastalıktır. şekilde kromozom ve üzerinde Marfan hastalığından sorumlu gen görülmektedir.

Marfan Sendromu

Otozomal dominant geçişli, kardiyovasküler, iskelet ve oftalmik sistemi etkileyen bir hastalıktır. 1:10000 oranında görülür. % 15-30 olgu, yeni mutasyondur. 15 no’lu kromozomda fibrilin geninde defekt mevcuttur.

Sistemik birliktelikleri şunlardır:

-Uzun boy,
-Oynak eklemler,
-Skolyoz-kifoskolyoz,
-Göğüs deformiteleri,
-Aort dilatasyonu-aort anevrizması,
-Mitral valv prolapsusu.
-Göz bulguları şunlardır
-Ektopia lentis (%50-80),
-Erken katarakt gelişimi,
-Hipoplastik iris stroması (kötü dilatasyon),
-Düz kornea, derin ön kamara, glokom,
-Aksiyal myopi. [-7D'nin üstü (%21)].

Moleküler genetik olarak Marfan sendromu 15. (onbeşinci) kromozomda yerleşik FBN 1 (Fibrillin 1) genindeki mutasyonlar sonucu oluşmaktadır. Bu genin ürünü olan fibrillin proteini bağ dokuda elastik liflerin oluşumunda yapısal destek sağlayan kritik bir rol oynamaktadır. Fibrillin proteninin eksikliği veya defektif olması sonucu özellikle aort damarı, akciğerler ve göz küresi gibi elastik liflerden zengin organların bağ dokularında zayıflık oluşmaktadır. Klinik takipte bu hastaların büyük çoğunluğuda bu sebeple gelişen aort rüptürü (yırtılması) gibi komplikasyonlar sonucu kaybedildikleri de unutulmamalıdır. Dahası bu komplikasyonların hastada ne kadar erken veya geç yaşta gelişeceği hastanın FBN 1 geninde taşıdığı mutasyonun fibrillin üzerinde ne derece bir fonksiyon kaybına yol açtığı ile doğrudan ilintilidir

:::::genel değerlendirme::::::
Marfan Sendromu, otosomal dominant geçn bir konnektif doku astalığıdır . Her ırk ve etnik grupta görülür. İskelet sistemi, göz, kardiovaskler sistem, akciğer, deri, merkez sinir sistemini tutabilir . Kask Marfan fenotipi hariç, sıklıkla haattayken teşhis konamayabilir. Teşhis zorluğunun nedenleri klinik tablonun değişkenliğ, bütün belirtilerin yaşa bağlı olması ve yüksek orandaki yeni mtasyonlardır. Kesin teşhis kriterleri ttulan sistemlerdeki belirtilere bağlıdır. Kaliforniya Üniversitesi, Los Angeles Marfan Protokolü’ne göre pozitif aile anamnezi olan bir hastada kesin Margan Sendromu tanısı koyabilmek için en az 2 ana kriter (kardiovasküler, göz, iskelet tutulumu) olmalıdır. Pozitif aile anamnezi olmayan hastalarda ise karakteristik kardiovasküler tutulum ve diğer 2 ana kriterin en az biri aranır.
En sık kardiovasküler belirtiler aort kökü genişlemesi ve mitral kapak prolapsusudur. Birlikte olan klinik tablolardan aort disaaaaiyonu, AR, MY en sık ölüm nedenleridir; ortalama yaşı 4. ve 5. dekatdadır. Diğer kardiovasküler belirtiler endokardit, disritmi, mitral anülüs dilatasyonu, triküspit kapak prolapsusudur. Çocuklarda mitral kapak lezyonu daha sıktır. Aort lezyonları ise ilerleyicidir; genç ve erişkinlerde daha yaygındır . Marfan’da kardiak komplikasyonları önlemek veya geciktirmek açısından erken teşhis önemlidir. Klinik tabloda yer almayan birçok patolojiyi ekokardiyografiyle çocukluk çağında saptayabiliriz. Bu hastaların kardiovasküler komplikasyon gelişmesi ve cerrahi tedavinin zamanlanması yönünden ekokardiografi ile yakın takipleri gelişmiş ülkelerde rutin olarak yapılmaktadır . Henüz tam olarak ayınlanmamış çalışmalara göre beta blokerler aort kökü genişlemesini durdurarak veya geciktirerek aort disaaaaiyonu riskini azaltırlar . Beta blokerlerin aort kökü genişliğine etkileri yine ekokardiografi ile takip edilir. Mitral kapak tutulumu yaşa bağlıdır ve kadınlarda daha sıktır. Ekokardiografiyle hastalar tarandığı zaman mitral kapak tulumu %60-80’e ulaşır. En sık MKP görülür. Ayrıca yaprakların fibromiksomatöz kalınmaşlası, kordaların uzaması veya rüptürü, yaprakların fenestrasyonu, mitral anülüs dilatasyonu, MY’ne de rastlanır. Hastaların yaklaşık yarısında mitral kapak fonkisyonu giderek bozulur. Kadınlarda bu ilerleyici kapak disfonksi-yonu daha sktır[2,12,13]. Marfan Sendromun’daki MKP’nun doğal gidiş ve yaygınlığı, diğer hastalıklara eşlik eden MKP’larından farklıdır.

Ekokardiografik olarak, aort anülüsü, Valsalva sinüsleri ve distal assendan aorta simetrik olarak dilatedir. Hastalık doğal gidişinde gelişebilecek AY, aort disaaaaiyonu, aort cerrahisi gerekliliğini önceden kestirebilmek mümkün değildir. Aort kökü ölçümündeki değişiklikleri ortaya çıkarmak ve özlemek için regüler ekokardiografi tetkiki yeterlidir. Çünkü disaaaaiyon olmadığında, dilatasyon sadece proksimal assendan aortadadır ve dilatasyonda artma yavaştır. Aort disaaaaiyonu riski, aort kökü genişliği ile artar ve nadiren 60 mm’nin altındaki aort kökünde gelişir. Aort kökü 5 cm olduunda ekokardiografi ile daha sık takip gerekir. Marfan Sendromu kardiovasküler komplikasyonları nedeniyle, genç hastalarda sessiz öldürücüdür. Bilinen ölüm nedenlerinin %87’si kardiovasküler sistemle ilişkilidir. Bunların çoğu aort kökü komplikasyonlarıdır (aortik disaaaaiyon, rüptür veya yetmezlik). Ayrıca asemptomatik kronik aort disaaaaiyonu olabileceğinden bazı asemptomatik hastalarda bile koruyucu aort replasmı tavsiye etmektedirler . Lezyonlu aort kökünün değiştirilmesi için gelişmiş kardioasküler cerrahi tekniklerin mevcut olması, Marfan Sendrmu’ndaki kardiovasküler lezyonların tanınması ve bunların aiddiliğinin değerlendirilmesi daha da önemli kılmaktadır. Bu konuda en çok yardımcı yöntem, ekokardiografidir. Ekokardiyografide belirgin aort kökü genişlemesi olduğu halde telegrafide bu bulgu gözükmeyebilir. Assendan aortanın en proksimalindeki patolojileri saptamada, ekokardiografinin telegrafiden daha hassas olduğunu gösteren, büyük serili çalışmalar vardır. Bu bulgu, proksimal assendan aortanın perikardial gölge içinde kalıp kardiak silüette gizlenmesiyle açıklanabilir. Marfan Sendromu’nun en korkulan komplikasyonu olan aort disaaaaiyonun transtorasik ekokardiografi ile teşhisinde intimal flep, gerçek – yalancı lümen her zaman görülmeyebilir. Aortik disaaaaiyon tanasında transözefajial ekokardiografinin ise sensitivitesi %99, spesifitesi %98’dir.Transözefajial ekokardiograf disaaaaiyon hakkında hızlı ve detaylı bilgi verdiği gibi diğer kardiovasküler belirtilerin değerlendirilmesine de katkıda bulunur.

Aort yetmezliği sıklıkla aort kökü 50 mm olan yetişkinlerde görülür ama 60 mm’den çok çaplarda olmayablir. Aort kökü dilatasyonuna bağlı aort yetmezliği yanısıra, Marfan Sendromu’nda aort disaaaaiyonu kapağı veya kapağın destek dokusu tutarsa akut AR gelişir. Tüm bu komplikasyonlar, renkli akım ve Doppler inceleme ile tespit edilir

Mitral kapak tutulumu olan hastalarda giderek kapak disfonksiyonu gelişir. Marfan Sendromlu hastalar, bu patoloji yönünden ekokardiografi ile takip edilirler .

Aort disaaaaiyonu riski, hamililekte arttığı için aort kökü dilatasyonu olan kadın hastalar hamile kalmamalıdır. Yine de, aort kökü ölçümü normal olan hastalarda da daha seyrek olarak disaaaaiyon gelişebilir. Gebelik boyunca aortun çeşitli kısımla-rında dilatasyon olup olmadığı ekokardiografi ile takip edilmelidir

Ekokardigrafi ayrıca Marfan Sendromlu hastaların birinci derece yakınlarının aort kökü ve mitral kapaktaki patolojilerini tespit için de kullanılmaktadır
Sonuç olarak, klasik Marfan fenotipi hariç, Marfan Sendromu’na tanı koymada ve hastalığın doğal seyrinde gelişen komplikasyonların gösterilmesinde, ayrıca cerrahi tedaviyi zamanlamada eko-kardiografi birinci yöntem olarak kullanılmalıdır.

sonuç olarak bu kalıtsal hastalık özellikle öldürücü Aort anevrizmaları yönünden takip edilmeli ve erken dönemde gerekli girişimler yapılmalıdır…

Topuk dikeni egsersizleri

Çarşamba, Nisan 14th, 2010

topuk dikeni ile ilgili kafanızdaki sorulara umarım yazımızda cevap bulabilirsiniz saygılar. topuk dikeni hastalığının tedavisi varmı, egzersizleri varmı, belirtileri nelerdir, tedavi yöntemleri nelerdir. Gibi sorularınıza bu yazımızda cevaplar bulabileceksiniz.

Tipik topuk ağrısı sabah kalkınca veya uzun süre oturma sonrası ilk basışta ortaya çıkar ve biraz yürüyünce azalır gün içinde yorgunlukla yeniden artar. İleri durumlarda yürüme çok zor olabilir. Topuk ağrısı genel bir deyimdir ve hastalığın nedenini belirtmez.

Topuk bölgesinde ağrıya yolaçabilecek değişik yapılar vardır ve bunların hepsi topuk ağrısından sorumlu tutulmuşlardır. Tüm bu yapılar tek başlarına veya beraber ağrıya yol açabilirler. Topuğun yere basan kısmında özel bir yağ dokusu vardır ve yük taşımak için bölmeler halinde dizilmiştir. Zamanla bu yağ dokusu aşınabilir ve yük taşıma özelliğini kaybederek ağrılı hale gelebilir.

Topuk kemiğinden (kalkaneus) başlayıp ayağın önüne kadar uzanan bir bağ dokusu olan plantar fasya ayağın kavsini oluşturmakta önemli bir görev üstlenir. Bu dokuda oluşan ufak yırtıklar topuk ağrısı nedenidir. Aslında röntgen filmlerinde topuk kemiğinin altında görülen ve topuk dikeni de denilen kemik çıkıntı bu bağ dokusunun yapışma yeridir. Ancak genellikle bu kemik çıkıntının ağrı ile bir ilgisi yoktur.
Ayak bileğinden geçen sinirler topuğa doğru ince dallar gönderir. Bu ince sinir liflerinin dokular arasında sıkışması topuk ağrısının nedeni olabilir.

Sebepler

topukTopuk ağrısının gerçek nedeni yukarıda sayılan sebepler olabilir. Fazla kilolu ve kösele tabanlı ayakkabı giyen insanlarda daha sık görülür. Topuk ağrısı bazı romatizmal hastalıkların ilk belirtisi olabilir. Yine topuk kemiğinin stres kırıkları ağrıya yol açabilir.

Tanı

Tanı öykü ve muayene ile konabilir. Röntgen filmleri romatizmal testler ve gerekirse sinir iletim testleri ayırıcı tanıda yardımcıdır.

Tedavi

Topuk ağrısının tedavisinde birkaç modalite bir arada uygulanmalıdır. Tedavi genellikle uzun sürer ve sabırlı olamak gerekir.

Ayakkabı seçerken yumuşak tabanlı topuk kısmı darbe emen ayakabılar giymek ağrıyı azaltır. Yürüyüş ve koşu ayakkabıları bu amaç için idealdir. Diğer ayakkabıların topuk kısmına ise silikon veya başka malzemelerden yapılmış destekler konması faydalıdır. Bu desteklerin orta kısmının delik olması gerekli değildir. Ağrı plantar fasyanın ön kısmına doğru yayılıyorsa ayak kavsini destekleyecek destekler kullanılabilir. Hasta günün büyük kısmını evde geçiriyorsa topuk desteklerinin terliğe yapışabilen çeşitleri kullanılmalı veya terliğin astarı kaldırılarak destek altına yerleştirilmelidir.

Ayak tabanını esnetecek egzersizler sabah ilk kalkışta yapılmalı ve gün içinde birkaç kez tekrarlanmalıdır. Ayak tabanını gece boyunca gergin tutabilmek için gece cihazları kullanılabilir. Ağrı kesiciler de tedaviye eklenebilir. Ayrıca ağrılı bölgeye hergün birkaç dakika yapılacak friksiyon masajı da etkili olabilir.

Tüm bu önlemlerle ağrı düzelmezse topuğa kortizon enjekte edilebilir. Kortizon ağrıyı gidermekte oldukça etkili olmakla birlikte topuk yağ yastığında bozulmaya yol açması riski vardır. Yine dirençli topuk ağrılarında böbrek taşı kırmakta kullanılan ESWL cihazı ve manyetik inervasyon cihazları da etkili olmaktadır.

Tüm bu yöntemlerle düzelmeyen ağrılarda cerrahi uygulanabilir. Cerrahide plantar fasyanın kesilmesi alttaki kemik çıkıntının çıkarılması veya sinirlerin gevşetilmesi için değişik yöntemler vardır.

Topuk dikeni artık dert değil

İDRAR KAÇIRMA hastaları için kullanılan Magnetik İnervasyon cihazı topuk dikeninde yeni umut oldu. Ürolog Prof. Dr. Remzi Sağlam idrar kaçıran hastaları için uyguladığı tedavinin topuk dikenine de iyi geldiğini tespit etti. Şimdiden 15 hasta bu hastalıktan kurtuldu.
Her gün yeni buluşlarla insan yaşamına değer kazandıran tıptaki gelişmelere bir yenisi daha eklendi. Bugüne kadar tedavisi imkansız olarak bilinen ‘topuk dikeni’ hastalığı da artık tedavi edilebiliyor. Fakat bu seferki buluş aylar süren araştırmalarla değil şans eseri ortaya çıktı.

BALGAN NASIL SÖKÜLÜR – ATILIR VE TEMİZLENİR

Çarşamba, Nisan 14th, 2010

BALGAMIN TEMİZLENMESİ SÖKÜLMESİ ile ilgili bilgi.

Günümüzde genellikle sigara içenlerde ve solunum yolları rahatsızlıklarıyla ortaya çıkan balgam olayı zor bir durumdur.Hele kişi balgamı sökemiyorsa bu daha çok rahatsızlık teşkil eder.

Varbak aile olarak şimdi sizlere balgam nasıl ve neden oluşur balgam tedavisi ve balgam söktürücü bilgileri aktarıyoruz

Solunum organlarının salgıladığı, ağızdan dışarı atılan sümüksü maddeye Balgam denir. Balgam tek başına bir hastalık değildir ve solunum yollarında bir miktar balgam bulunması normaldir. Balgam rahatsız edecek derecede çoksa ve rengi değişmişse bir hastalığın belirtisi olabilir.

Balgamın rengi hangi hastalıktan kaynaklandığını bulmakta önemlidir. Siyah ve gri renkte balgam sigara dumanı, kömür tozu ve hava kirliliği gibi nedenlerle oluşur. Kırmızı, kanlı balgam geliyorsa akciğerlerle ilgili ciddi bir rahatsızlığın habercisi olabilir. Kronik bronşit, zatürree, tüberküloz gibi solunum yolu iltihaplarında sarı renkte balgam görülür. Şeffaf balgam astımın tipik özelliğidir. Bu balgam oldukça yapışkandır ve hasta balgamı atmakta zorlanır.

Balgam Tedavisi için öncelikle balgamın nedenini bulmak ve bir hastalıktan kaynaklanıyorsa hastalığın tedavisine başlamak gerekir. Bununla birlikte, balgam şikayetini azaltmak için balgam söktürücü ilaçlar ve şifalı bitkiler kullanılabilir.

Bitkisel Tedavi için Meyan Kökü, Zencefil, Ihlamur ve Isırgan Otu gibi Şifalı bitkiler balgam söktürücü etkileri nedeniyle kullanılabilir. Isırgan Otunun tohumları suyu sıkılmış üzümle birlikte suda kaynatılarak hazırlanan karışım her gün bir çorba kaşığı kadar içilmeye devam edilirse boğazı yumuşatır ve balgamı söktürmeye yardımcı olur.

sağlık ile ilgili masal ve hikayeler

Çarşamba, Nisan 14th, 2010

sağlığın önemini bilmeyenimiz yoktur çocuklarında öğrenmesi için onlara aşağıdaki bilgilerden faydalanarak bilgi verebilirsiniz.

Masal yada Hikaye tam olarak aklımda degiller ancak sağlık ile ilgili sözleri sizler için bir kaç yerden derledim umarım sağlıklı günlere vesile olur.

İki nimet vardır ki, insanların çoğu onların kıymetini hakkıyla takdir edemezler: onlardan biri sıhhat, diğeri de boş vakittir Hadis-i Şerif

İki şeyin elden gitmeden değerini takdir etmek zordur; sağlık ve gençlik Hz Ali (Ra)

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi Kanuni Sultan Süleyman

Bedenimizde görülen bazı hastalıklar, ruhlarımızda saklanan hastalıkların küçük parçalarıdırNathaniel Hawthorne

Bir memleket halkının sağlığı, hakikatte bir devletin dayandığı bütün mutluluk ve gücün temelidir George Sand

Bir ulusun kaderi, başbakanın sindirim organlarının iyi çalışıp çalışmamasına bağlıdır Voltaire

Dört şey vardır ki, en azını dahi hor görmemek gerekir: Yangın, hastalık, düşman, borç Beydeba

Hastalanmaya karşı geliniz Kimseye hasta olduğunuzu söylemeyiniz Onu istemezseniz o da sizi istemez Bulwer Lytonn

Hastalık hissedilir de, sağlık hissedilmez Thomas Fuller

İnsanlar önce para kazanmak için sağlıklarını, sonra da sağlıklarını korumak için paralarını harcarlar Goethe

Kendini sağlam bilen hastanın tedavisi yoktur Eddy Fisher

Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur Eflatun

Sağlığın başlangıcı hastalığı tanımaktır Miquel Cervantes

KAN DEĞERLERİNİN ANLAMLARI HAKKINDA BİLGİLER

Çarşamba, Nisan 14th, 2010

kan değerlerinin anlamlarını bilmeyenler için önemli bilgileri sizlerle paylaşıyoruz..

Kan degerlerimizin anlamları nedir ? bu anlamları ne anlama geldigini biliyormusunuz?

Kan değerlerinin anlamları
Doktorun sık kan tahlili istemesi boşuna değil “Doktorların hastalardan sık sık kan
tahlili istemesi boşuna değil
” diyen Dr. Furuncuoğlu, bu konunun ciddiyetine değinerek, kapsamlı kan sonuçlarının son derece önemli olduğunu belirtiyor. Kısmi tetkiklerin genel durumu gösteremeyeceğini belirten Dr. Furuncuoğlu, “Örneğin kan şekeriniz ölçüldüğünde bunu öğrenirsiniz, ama gizli sarılık olup olmadığınızı öğrenemezsiniz” diyor. Dr. Yavuz Furuncuoğlu, kapsamlı kan tahlillerinin geç kalmayı önlediğini, önlem almayı sağladığını ve daha ileri tetkikler yaptırmanın kapısını araladığını belirtiyor.
Hangi kan değeri, hangi hastalığın belirtisi
* Hemogram (kan sayımı): Otomatik makineler tarafından ölçülür. Çok küçük miktarda kan incelemesiyle sonuç bildirilir. Çıkan sonuçtan kişide ne çeşit bir kansızlık olduğu, aşırı kan yapma durumu olup olmadığı, iltihabi bir durumun varlığı, lösemi türü bir hastalığın dolaylı bulguları, kemik iliği hastalıkları ve pıhtılaşma ile ilgili bilgiler elde edilir.
* Sedimantasyon: Kanın çökme hızıdır. İltihabi ve mikrobik durumlarda, romatizmal ve kan hastalıklarında ve bazı kanser türlerinde yüksek, aşırı kan yapımında düşük çıkar.
* Üre-Bun-Kreatinin: Böbreklerin çalışmasını gösterir. Böbrek yetersizliğinde yüksek bulunur.
* Ürik asid: Protein yıkımının son ürünüdür. Gut hastalığında ve böbrek yetersizliğinde yüksek çıkar. Aşırı proteinle beslenenlerde ve doku yıkımı durumlarında da (kan hastalıklarında) yüksek çıkma ihtimali vardır.
* AST-ALT: Karaciğer fonksiyonlarını gösterir. AST, ayrıca kalp ve kas hastalıklarında ve alkol alanlarda da yüksek görülebilir.
* Glukoz: Kan şekerini gösterir.
* HbA1c: Son 2-3 aylık kan şeker ortalamasını gösterir, normal değerin yüzde 6′yı geçmemesi gerekir.
* GGT-ALP: Karaciğer ve safra yolları hastalıklarında yüksek çıkar. ALP aynı zamanda kemik hastalıklarının da göstergesidir. Çocuklarda ve gebelerde fizyolojik olarak yüksek bulunabilir.
* Kolesterol-Trigliserid: Kandaki yağ oranını gösterir.
* HDL kolesterol: Yararlı kolesterol olarak bilinir.
* LDL kolesterol: Zararlı kolesterol olarak bilinir.
* LDH-CK-CPK=CK MB, Troponin, Myoglobin, AST: Kalp hastalıklarını gösteren belirteçlerdir. LDH CPK, AST ayrıca kas hastalıklarında da yükselebilir. LDH aynı zamanda bazı kan hastalıkları ve tümörlerde de yüksek çıkabilir.
* T protein-Albumin: Kan proteinlerini gösterir.
* Lipaz-Amilaz: Pankreas hastalıklarını gösterir. Diğer bazı hastalıklarda da yüksek çıkabilir.
* Na-K-Ca-P-Mg: Kan tuz oranlarını gösterir. Normalin dışına nadiren çıkar. Bu sapma ciddi hastalıkların belirtisi anlamına gelebilir.
* Demir- demir bağlama kapasitesi- ferritin: Kan ve depo demiri düzeylerini gösterir.
* CRP: Yeni oluşan bir infeksiyonun veya inflamasyonun bulgusudur.
* RF-Anti CCP-ANA=FANA, ENA: İltihaplı romatizma tarama testleridir.
* ASO: Geçirilmiş mikrobik boğaz iltihabının bir göstergesidir. Romatizma testi değildir.
* FT3, FT4, TSH: Tiroit bezinin çalışmasını gösterir.
* Tiroid antikorları (AntiTPO, AntiTG): Tiroit bezine karşı otoantikor varlığını sorgular.
* PT, PTT, İNR: Kan pıhtılaşma düzeyleri ile ilgilidir.
* HBsAg, AntiHBs: Hepatit B varlığını sorgular.
* Anti HCV: Hepatit C varlığını sorgular.

Sponsorlu Bağlantılar