Genel | Vizyonsuz.com - Part 40

Genel

Sponsorlu Bağlantılar

evdeki rutubeti giderme yöntem ve taktikleri hakkında

Cumartesi, Mart 20th, 2010

evdeki rutubeti giderme yöntem ve taktikleri hakkında – Evdeki Rutubet – Evdeki Rutubete Karşı Çözümler – Rutubet Nedir – Evde Rutubet Nedenleri – Rutubet Sebepleri – Rutubete Karşı Çözümler/..(

Rutubet nedir?

Yemek yaparken, yıkanırken ve gaz kullanırken nem oluşur.

Bu nem, duvarlar, aynalar, duvardaki fayanslar, pencereler ve hatta bazı giysiler gibi soğuk yüzeyler üzerinde yoğunlaşır.

Nemli hava sıcaksa yükselir ve genelde tavana ya da üst katlardaki odalara giderek küf oluşmasına yol açar.

Rutubeti önlemek

Her evde nem birikebilir. Buna karşı önlem alabilirsiniz.

Nem fazlasını kontrol altında tutun:

Daha soğuk olan odalara buhar gitmesini önlemek için banyo ve mutfak kapılarını kapatın

Yıkanırken ve yemek yaparken buharın çıkması için banyo ve mutfak pencerelerini açın

Banyo ve mutfaklarda takılı olan vantilatörleri kullanın .

Her gün diğer odaların pencerelerini de açarak biraz havalandırın.

Tüp gazla çalışan ısıtıcı kullanmayın .

Nem biriken yüzeyleri silerek küf oluşmasını önleyin .

Havalandırma deliklerini tıkamayın.

Mümkünse çamaşırlarınızı dışarıda kurutun, değilse iyi havalandırılan odalara
asın .

Yemek yaparken tencerelerin üzerini kapatın .

Varsa, döner kazanlı çamaşır kurutucunuzun ağzını dışarı verin.

Evinizi sıcak tutun:

Isı kaybını engellemek için önlem alın .

Arka planda hep düşük ısı olmasını sağlayın.

Mide ağrısı, Mide ağrısına karşı alınabilecek tedbir ve önlem

Cumartesi, Mart 20th, 2010

Mide ağrısı, Mide ağrısına karşı alınabilecek tedbir ve önlem..)
Günümüzde sağlıklı beslenmeyen pek çok kişi mide ağrısından şikayetci.Sürekli mide ağrısından şikayet ediyor, ülseriniz olduğundan mı şüpheleniyorsunuz? Çoğu insan gibi sizin de midenizde değil, 12 parmak bağırsağında ülseriniz olabilir.mide ülseri tok, 12 parmak bağırsağı ülseri ise açken ağrı yapar.”Sarımsak, soğan ve sütü az tüketin. Bunlar midenin baş düşmanıdır.”

¯NEDEN MİDEMİZ AĞRIR

Düşünün, mide yıkanmış yıkanmamış her şeyi içine alıyor. Mide öyle bir organ ki hem yediklerimizi ayırıyor hem de ayırdıklarını öğütütüyor. Dolayısıyla, dışardaki ajanlarla bu kadar muhatap olan bir organın tabii ki hastalıkları çok olur.

¯MİDEYE FARKINDA OLMADAN ZARARMI VERİYORUZ?

Bunların başında sıcak şeyler yemek geliyor. Oysa biz, sıcak şeylerin mideye iyi geldiğini düşünür, soğuk gıdalardan kaçınırız. Halkın en büyük yanlışlarından birisi bu. Sıcak vücudun düşmanıdır çünkü sıcak kanlanmayı arttırır. Bu da dolaşımı bozar ve vücutta ödem oluşturur. Örneğin, ülserli bir hasta çok sıcak yediği zaman ödeminini artırmış olur. Mesela Japonlar’da ve Çinliler’de yemek borusu ve mide kanseri daha çok görülüyor. Çünkü çok sıcak yiyorlar.
Oysa ya da benzeri soğuk şeyler yediğimizde “midemi üşüttüm” deriz.
Bu tamamen yanlış, soğuk mideye zarar vermez. Yediklerinizin ılık veya soğuk olmasına özen göstermelisiniz.

¯Kimi ülserden, kimisi de gastritten yakınır. Ülserle gastrit arasındaki fark nedir?

Ülser midenin ya da 12 parmak bağırsağının herhangi bir yerinde “mukoza” dediğimiz, yani midenin ya da bağırsağın içini örten örtünün zarar görmesidir. Orada mukoza zarar gördüğü için yoktur artık; ülseri ağzınızda çıkan aft gibi düşünün. Bu gelip geçici bir yara da olabilir, arada sırada da oluşabilir. Gastrit öyle değildir, gastrit mukozanın iltihaplanmasıdır. Mukoza yerindedir ama sulanmış bir yara gibidir, yani iltihaplıdır.

¯Peki ülser ve gastritin oluşmasında stresin etkisi var mı?

Eskiden “Stres eşittir ülser”deniliyordu. Bunun sebebi stresli olan insanlarda mide asitinin çok salgılanmasıdır. Bu bir nebze doğru olsa da, yanlış bilinen bir şey var: stresli insanlarda mide ülseri değil, 12 parmak bağırsağı ülseri olur. Midesi sapasağlamdır. Sakin, içine kapanık insanlarda mide ülseri çok daha sık görülür.

¯Mide ve bağırsak ülserinde şikayetler aynı mıdır, hangi ülsere yakalandığımızı nasıl anlayacağız?

Birisi tokluk, diğeri açlık ağrısı yapar. 12 parmak bağırsağı ülserinde korkunç açlık ağrıları olur. Ama mide ülseri varsa, tam tersine yemek yenildiği zaman ağrılar başlar, tokluk ağrısı. Mide ülseri olanlar bir şey yemedikleri sürece çok daha rahattır.

¯Çoğu kişi açlığın ağrıyı tetiklediğini zannediyor…

Mide ülseri fakiri, yani açlığı; 12 parmak ülseri ise zengini, yani tokluğu sever.

¯Peki ya kıvrandıran gaz sancıları, onlar nasıl oluşuyor?

Gaz, bağırsaklar kasıldığında, bir yerden bir yere geçerken ağrı yapar. Konuşurken, yemek yerken içimize bir miktar gaz girer. Sonra geğirerek bir kısmını çıkartırız; bir kısmı da aşağı, anüse kadar gider. Bazı insanlar konuşup, yemek yerken çok gaz yutar… Bazılarında da bakterilere bağlı olarak kalın bağırsaklarında gaz oluşur. Gaz ağrısı bazen doğum sancısı gibidir, aralıklı olarak gelir gider.

¯Diyelim, gün ortasında aniden midemiz ağrımaya başladı ya da gaz sancımız tuttu. O anda ne yapmalıyız?

En doğrusu bir bardak ılık su içip, rahat bir pozisyon almak. Çünkü bu bir safrakesesi ağrısı da olabilir, karın ağrısı da. Bir şey yemek mideyi de, safrakesesini de yoracaktır. Ilık su gazınızı da dağıtacağından hepsine iyi gelir.

¯Bağırsaklarınının düzenli çalışmamasından şikayet eder insanlar. Normal düzeni ne olmalıdır?

İnsanlar her gün büyük abdeste çıkmak istiyor. Çıkabilir de, çıkmayabilir de… Herkesin bağırsak yapısı ve biyolojik ritmi aynı değildir. Kiminin daha uzun ve daha kalındır bağırsağı. Posanın çıkabilmesi için daha uzun zamana ihtiyaç vardır. Bazı insan günde iki defa, bazısı da iki günde bir çıkar büyük abdestine. Bu, o insanın bağırsağı çalışmıyor demek değildir. Yani “bir insan her gün büyük abdeste çıkmalıdır”, diye bir kaide yok. Ancak sizi rahatsız eden sancı, kusma gibi bir durum varsa doktora başvurulmalıdır.

¯Beslenme alışkanlıkları da bağırsakları tembelliğe iter mi?

Tabii, kesinlikle… Mesela şişmanlar çok yemek yedikleri için zaman içinde bağırsakları genişler. O kadar genişler ki ancak üç günde bir tuvalete çıkarlar. Posalı yiyecek tüketmeyenler de öyledir. Mesela köylülerin böyle bir sorunu yoktur çünkü hep doğal sebze, meyve ve dolayısıyla posalı yiyeceklerle beslenirler. Şehirlerde yaşayan insanlar sürekli ayak üstü hazır yiyecek ve sıvı şeylerle beslendikleri için zorluk çekerler.

¯Kayısı, incir, kuru erik gibi meyvelerin bağırsağı çalıştırdığı bilinir. Bunları yemenin gerçekten yararı var mı?

Kayısı ve incir potasyum bakımından çok zengindir. Bağırsak hareketlerine de potasyum çok iyi gelir. Ama bir insanın vücuttaki potasyum seviyesi normalse, ekstra kayısı, incir yemenin anlamı yok. Sağlıklı bir vücut potasyum fazlasını hemen atacaktır.

¯Peki ya vitamin ve mineralleri? “Vitamin depoluyorum” derken kendimizi mi kandırıyoruz?

Normal beslenen herkesin potasyum, protein, vitamin vb. değerleri normaldir. Siz isterseniz her gün C vitamini alın, vücudun alacağı miktar bellidir. Örneğin, sigarayı bırakamayanlar durmadan portakal suyu içiyor. C vitamini dokulara iyi geliyor diye, sigaranın verdiği zararı nötürleştiriyor kendince. C vitamini eksiği yok ki, yararı olsun…

¯Hangi besinler midenin düşmanıdır? Ne yiyip, ne içmeliyiz?

Eskiden, mide ağrısı şikayetiyle bir hekime gidildiğinde, hemen süt tavsiye edilirdi. Oysa süt ülseri azdırır. Biz 15 yıldır ülseri olan hastalara süt vermiyoruz. Süt, gaz yapıcı bir elemandır. Midenin diğer iki düşmanı ise sarımsak ve soğandır. Ayrıca sindirimi zor olan tüm çiğ gıdalar… Sigara ve mayalı içkiler de mideye iyi gelmez.

¯Acı yemek mideye zararlı mı?

Acının ülser üzerinde büyük bir etkisi yok. Soğan sarımsağın yanında acının lafı bile olmaz. Örneğin acı biber çiğ yenirse, sindirimi zor olduğundan ağrı yapabilir. Ama yemeğin içersinde yoğrulmuş bir acı zarar vermez.

¯Tüm çiğ sebze ve meyveler ağrı yapar mı?

Hayır, sadece kabuğuyla birlikte sindirimi zor olan, çok asit salgılayan meyve ve sebzeler. Mideniz sağlam değilse kabuksuz yiyin yiyecekleri. Ama ülserli insanın her zaman ağrısı yoktur. Yani ülser bir yerde yerleşen ve kalan bir hastalık değil. Ülser aft gibidir demiştik. Kapanır ama yeniden oluşabilir. Hastalara sorarsanız “10 yıldır ülserim var” der. Öyle bir şey olmaz, o zaman ne ağrıdan durabilirsiniz, ne de istediğinizi yiyip içebilirsiniz.

¯Mevsim değişikliklerinde mide şikayetlerinin artması doğal mı?

Doğal çünkü gıdalar değişiyor. Bir de bahar ve yaz aylarında insanın uyku düzeni de değişiyor. Daha geç saatlerde yatıyor kışa göre, daha çok yiyip içiyor. Bunlar da mide rahatsızlıklarının artmasına neden oluyor

Ödem Nedir nasıl oluşur tedavisi, sebebleri, ve belirtileri

Cumartesi, Mart 20th, 2010

ödem hakkında bilinmesi gerekenleri – ödem belirtileri nedir?…
Vücutta normalin üzerinde su toplanması anlamına gelen ödemin oluşumuna böbrek yetmezliği, karaciğer bozukluğu, kalp rahatsızlıkları, damar tıkanmaları, alerjik durumlar, hormonal ve psikolojik sebepler neden olmaktadır.

Ellerde, ayaklarda ve köz kapaklarında şişmeler ödem belirtileri olarak gösterilebilir. Kişiler yüzük takamamaya ve ayakkabı giyememeye başlarlar.

Anlamanın başka bir yolu da, deri altı dokusunda sıvı birikimi sonucu vücutta şişen ve gerginleşen bölge üzerine parmakla bastırıldığında çukurlaşması, parmağınızı kaldırdığınızda sıvının tekrar çukuru doldurması şeklindedir.

Nedeni bilinmeyen ödem, idiopatik ödem olarak adlandırılmaktadır. Yüksek karbonhidrat tüketimi veya az ya da çok tuz tüketimi sonucu oluşabilir. Psikolojik etkenler ve yetersiz miktarda protein alımı da neden olarak gösterilebilir.

Regl öncesi oluşan ödem, kadınların bu dönemde yaşadıkları ruhsal ve fiziksel değişikliklerden kaynaklanır. Regl olmadan bir hafta once görülen belirtiler, vücutta yoğun hormonal değişiklik olması ve sıvı toplanması şeklinde oluşur ve ödem meydana gelir.

Hamilelik esnasında sıvı ihtiyacı, bebeğin gelişimi, kadınlardaki kan basıncının artması ve dolaşım sisteminin normalden fazla çalışması ödeme neden olabilmektedir. Damarlardaki sıvı miktarının artması ve damar gelişmesi de tetikleyici etkenlerdir. Özellikle son aylarda şişkinlik daha fazla görülür ve altıncı aydan itibaren eller ve ayaklarda sıklıkla belirginleşir. Doktor kontrolündeki yürüyüşler, günde minimum bir buçuk litre su içmek ve düzenli uyku ödemi engellemeye yardımcı olacaktır.

Düzenli egzersiz ve yürüyüş yaparak, günde iki litre ılık su içerek, aşırı tuzlu yiyeceklerden uzak durarak ödem riskini kontrol altında tutabilmek mümkündür. Günde yeterli miktarda karbonhidrat ve protein alınması gereklidir. Diyetlerin ise uzman kontrolü altında yapılması önemlidir.

sırt ağrıları, sırt ağrısı, nedenleri ve sebebi

Cumartesi, Mart 20th, 2010

Sırt ağrılarından Kurtulma Önerileri – Sırt Ağrısı – Sırt Ağrıları ve Sebepleri – Sırt Ağrısı – Sırt Ağrısı Nedenleri – Sırt Ağrıları – /…Sırt Ağrısı – Sırt Ağrıları ve Sebepleri../..!
Vücuda destek olan sırtı önemsememek hiç doğru değil. Sırt ağrıları milyonlarca insanın ortak sorunu.

Özellikle gelişmiş ülkelerde sırt sorunları önemli bir probleme dönüştü. Bunun için sırt sağlığına özen göstermeliyiz.

Yapılan bir araştırmaya göre sırt ağrılarından yakınanların yüzde 35′i için sırt ağrıları kronik bir soruna dönüşüyor.

İnsanların sırtları neden ağrır?

Tıp uzmanları başlıca nedenleri şöyle sıralıyorlar:

Kötü duruş,
İncinme,
Stres,
Hamilelik,
Yaşlılık ve Sırtı aşırı kullanma.

Duruşa dikkat

Eğer düzgün durmayı ilke edinirseniz sırt ağrılarınızın azaldığını göreceksiniz. Bir süre sonra da hiçbir şikayetiniz kalmayacak. Otururken öne doğru eğilmemeye dikkat edin. Omuzlarınız öne doğru gelmesin. Sürekli olarak omuzlarınızı geri itin ve midenizi içinize çekin.

Böylece vücudun ağırlığını eşit olarak çeşitli bölgelere dağıtmış olursunuz. Sakın bacak bacak üstüne atarak oturmayın. Bu alışkanlık kan dolaşımını zorlaştırır. Eğileceğiniz zaman sırtınızı öne eğmeyin.

Dizlerinizi kırarak diz çökün. Böylece sırtınıza fazla yük binmesini önlersiniz. Alışverişten dönerken, yükü bir elinizde taşımayın. İki ayrı çanta ya da torbaya eşit miktarda malzeme koyun ve öyle taşıyın. Sırtınız ve omuzlarınız arasında denge kurulmasını sağlamakla, sırt ağrısı çekmekten kurtulursunuz.

Ağrılardan kurtulmak mümkün mü, kurtulmak için neler yapmalıyız, nerelere başvurmalıyız?

1. İlk olarak ağrımızın nedeni belirlenmelidir. Ağrının boynumuzdan mı, sırt kaslarından mı kaynaklandığı yoksa başka bir hastalığımız mı olduğu tespit edilmelidir. Unutulmamalıdır ki akciğer hastalıkları, safra kesesi ve mide rahatsızlıkları da sırtta ağrı yapar. Teşhis öncelikle fiziki muayene, şikayetlerin dinlenmesi ile (ne yazık ki hastayı aktif olarak dinlemek çoğu zaman ihmal ediliyor ve yanlış sonuçlara yönleniliyor), sonra da MR, BT ve direkt grafi incelemeleri ile konur. EMG de bize yardımcı olur.

2. Sonra sıra sırt kaslarının gevşetilmesine gelir. Kas gevşeticiler ve lokal etkili merhemler (bu merhemleri iyice yedirerek sürdükten sonra mutlaka en az on dakika ütüyle ısıtılmış havlu, sıcak su torbası veya saç kurutma makinesiyle sıcak uygulanmalıdır) kullanılır, ama sadece ilaç tedavisi yeterli değildir. Mutlaka fizik tedavi veya alternatifi (masaj, manipulasyon, nöral terapi, akupunktur, soft lazer) uygulanmalıdır. Fibrozitler teker teker tespit edilip yok edilmelidir.

3. Fizik tedavi ile birlikte stres etkeni de ortadan kaldırılmalıdır. Mümkünse hastanın yaşamında stresi körükleyen unsurlarda radikal değişiklikler yapmak, tatile çıkmak, hobilere daha uzun zaman ayırmak oldukça faydalı olur. Eğer bu değişiklikler yeterli olmazsa bir psikiyatrisin veya psikologun yardımını almak yararlı olur.

4. Tedavi bitiminde doktorunuzun önereceği sırt kaslarını güçlendirecek egzersizleri yapmak gereklidir. Eğer gerekli ortam bulunursa sırtüstü yüzmek en iyi egzersizdir. Güneş, deniz, sıcak kum, kaplıcalar çok faydalıdır. Soğuktan mümkün olduğunca korunmak gereklidir.

5. Tüm bu tedaviler sırasında ve sonrasında bazı hareketlerden kaçınmak gereklidir. Yerden bir şey alırken öne veya yana eğilmek yerine çömelmek, yukarı doğru uzanmak yerine bir şeyin üstüne çıkıp işimizi görmek sırt ağrısı riskini azaltır. Ayrıca sürekli pozisyon değiştirmek, yani uzun süre oturmamız gereken bir iş yapıyorsak en geç yarım saatte bir dolaşmak, aynı yerde ayakta durmaktan kaçınmak, televizyon seyrederken veya gazete okurken sırtımızı ve başımızı dayayacak koltukları tercih etmek dikkat etmemiz gereken unsurlardandır.

6. Unutulmamalıdır ki keyifliyken yapacağımız ters hareketlerden bir sıkıntı doğmaz, ama stresliyken yapacağımız her ters hareket sağlığımızı ciddi olarak etkiler .

Dengeli ve düzenli beslenme taktikleri

Cumartesi, Mart 20th, 2010

Dengeli Beslenme Nedir – Dengeli ve Düzenli Beslenme – Dengeli Beslenmenin Önemi – Dengel Beslenme Önerileri – Dengeli Beslenmenin Püf Noktaları – - Dengeli Beslenme Nedir – Dengeli ve Düzenli Beslenme – Dengeli Beslenmenin Önemi – Dengel Beslenme Önerileri – Dengeli Beslenmenin Püf Noktaları/..
Herkes şu soruyu kendine sormaktadır: Hayat boyu diyet yapabilir miyim? Hiç kimse hayat boyu diyet yapamaz ama doğru beslenme alışkanlığıyla sağlıklı yaşama kavuşulabilir. Vücudunuzdaki fazla yağı atmak için egzersizle beraber sağlığınız ön planda olarak, hazırlanacak beslenme programını takip ederek istediğiniz sonucu alabilirsiniz. Bu aşamadan sonra daha rahat ama bilinçli beslenme ve egzersiz programına devam edebilirsiniz.

Doğru beslenme aşağıdaki maddeleri uygulamakla mümkün olabilir:

• Hormonal sistemin doğru çalışmasını sağladığı için gerçek mutluluğu sizinle tanıştırır.
• Yemek yemekten korkmayın yemek yemeyerek metabolizmanızın yüzde 35 az çalışmasını sağlarsınız. Miktar; besin dengesi ve yemek yeme zamanı büyük önem taşır.
• Öğün atlayarak aç kalmayın, ana öğünlerin arasında acıkıyorsanız ara öğünlerle bastırın.
• Çok fazla yemek yiyerek beyninizde tokluk hissinin oluşmasına izin vermeyin.
• Canınızın istediği gıda maddesini ölçülü olarak tüketebilirsiniz.
• Günde iki parmak büyüklüğünde çikolata yiyebilirsiniz.
• Tatlı ihtiyaçlarınızı saat 15.00′e kadar dengeli bir biçimde karşılamaya çalışın. Sütlü tatlıları tercih edin. Meyveler de tatlı ihtiyacını rahatlıkla karşılar.
• Karbonhidratlardan (ekmek, makarna, pilav vs.) kaçmaya çalışmayın, ölçülü ve dengeli olarak yiyebilirsiniz.
• Proteinleri (et, süt, kuru baklagiller vs.) yemeye çalışın, hiçbir gıda maddesi vücutta yağ yakımını sağlamaz.
• Bol su için, kahve, diyet içecekler, alkol vücudun su ihtiyacını karşılamaz.
• Gıda maddelerinden alacağımız yağlar vücudunuz için büyük önem taşır. Yalnız tüketilecek yağın miktarı ve cinsi önemlidir.
• Çok yiyerek, egzersiz yapmayarak, fazla alkol alarak, vücudunuza, psikolojinize ve metabolizmanıza taşıdığınız olumsuz faktörleri düşünerek alışkanlıklarınızı değiştirmeye çalışın. Doğru, dengeli ve düzenli yemek yiyin. Mutluluk sizin elinizde.

Dengeli Beslenmenin Püf Noktaları

Sebze ve kuru baklagiller pişirilirken haşlama sularını atmayın. Çünkü eğer haşlama suları atılırsa, bu besinlerde bulunan ve suda eriyen vitaminler kayba uğrar.
Un, şeker ve tuz bileşim açısından dengesiz besinlerdir. Un ve şeker sadece enerji kaynağıdır. Hem dengesiz beslenmeye neden olur, hem de aşırı alımları nedeniyle sağlıksız bir şekilde ağırlık artışına, dolayısıyla şişmanlığın neden olacağı hastalıklara zemin hazırlar. Tuz ise sadece çeşni vericidir ve fazla miktarda alımı tansiyon yüksekliğine neden olur.
Süt ve mamulleri kalsiyumun en iyi kaynağı olduğu için iskelet yapısının gelişmesinde ve korunmasında her yaş grubu için çok önemlidir. Ayrıca iyi bir protein kaynağıdır.
Konserve gıdalar suları dökülmeden kendi suları ile birlikte tüketilmelidirler. Çünkü suda eriyen vitaminler konservenin suyu ile birlikte atılmış olur ve besin değeri düşer.
Besinler gölgede kurutulmalıdır. Besinler eğer güneşte kurutulursa ışığa hassas olan A vitamini başta olmak üzere diğer vitaminlerde kayıplar olur.
Yumurta çiğ yenilirse bileşiminde bulunan avidin maddesi insan vücudunda biotinin yerini alarak biotin eksikliğine neden olmakta, aynı zamanda sindirimi güçleştirmektedir. Diğer taraftan yumurtanın sarısının etrafı yeşilleninceye kadar haşlanması ile hidrojen sülfür oluşarak hem kötü kokmasına neden olmakta, hem de bileşiminde bulunan demirin bağlanması nedeniyle demirden yaralanmayı azaltmaktadır.
Hamurların mayalandırılması, hamurdan yapılan besinlerin besin değerinin artmasına neden olur, çünkü tahıllarda bulunan fitatlar eğer mayalandırma olmazsa demirle birleşerek suda erimez bileşikler yapıp, demirin emilimini güçleştirir.
Meyve ve sebzelerde bulunan C vitamini havanın oksijeninden kolayca etkilenip oksidasyona uğrayan bir vitamindir. Bu kaybı önlemek için meyveler kesildikten veya suyu sıkıldıktan sonra hemen tüketilmelidir.
Dengeli beslenme için güne iyi bir kahvaltıyla başlanmalıdır. Böylece hem günlük etkinlikler için gerekli enerji baştan sağlanmış, hem de öğle ve akşam öğünlerinde daha az yemek yenerek sindirim organlarının yükü hafifletilmiş olur. Bazı Batı ülkelerinde kahvaltı öğle yemeğinin yerini alan başlı başına bir öğündür. Kahvaltıyı, dışarı çıkmadan önce aceleyle yudumlanan kahve yerine, süt yoğun ya da sütlü bir içecek, ekmek, bal ya da reçel ve isteğe göre biraz meyve ile yapmak daha yerinde olur.
Bol ve sağlıklı içme suyu ve içecekler tüketmeye özen gösterin.
Öğün atlanmamasına, her gün en az 3 öğün yemeye özen gösterilmelidir.
Besinleriniz sağlıklı ortamlarda saklanmalı ve eller yıkanmadan besinlere dokunulmamalıdır.
Besin satın alırken etiket okumaya özen gösterilmelidir

Göğüs ağrısı – soru ve cevaplar

Cumartesi, Mart 20th, 2010

konumuz göğüs ağrısı kalp ağrısı ayrıca göğüs ağrısı nedir hakkında bilgi göğüsümüzde oluşan ağrılar – kalp ağrısının nasıl gelişir

Soru ve Cevaplar

Kalpte Ağrı Nasıl Gelişir?

Diğer organlar gibi kalbin de kendi damarları (koroner damarlar) vardır ve bu damarlardan gelen kanla beslenir. Bu damarlarda meydana gelen değişiklikler iki şekilde ortaya çıkmaktadır. Birincisi kalbe giden damarlarda damar sertliği ve daralmanın yavaş yavaş gelişmesidir. Buna bağlı olarak kalp gittikçe daha az kan almaya başlar. Hasta dinlenme halinde iken fazla rahatsızlık çekmez.

Yürüdüğü zaman ağrısı artar. Buna anjina pektoris ya da vitrin hastalığı adı verilir. Diğeri ise kalbe giden damarların ani olarak tıkanmasıdır. Kalp krizi ya da miyokard enfarktüsü dediğimiz durumdur. Ani olarak gelişen bu olay hastanın yaşamını yitirmesine yol açabilir.

Anjina Pektoris ya da Vitrin Hastalığı Nedir?

Anjina Latince boğulma anlamındadır. Yani kalbe giden damarların artık kalbi yeterince besleyememesine bağlı olarak kalbin oksijensiz kalmasıdır. Erkeklerde 30 yaşından sonra kadınlarda daha seyek ve daha geç olarak ortaya çıkar. Şişmanlık, şeker hastalığı, aşırı sigara kullanma ve kalıtsal özellikler bu hastalıktan sorumlu tutulmaktadır. Bu nedenlere bağlı olarak kalbe giden damarlarda çeşitli maddelerin birikmesi sonucu damarlar zamanla daralır.

Kalbe yeterince kan gidemez hale gelir. Kalbe kan gidememesi kalbin yeterince kanı vücudun diğer bölgelere pompalayamaması ve diğer bölgeleri de oksijensiz bırakması ile sonuçlanır.Hasta istirahat halinde iken durumundan yakınmaz. Ancak fazladan bir iş yaptığında, yürüdüğünde, merdiven çıktığında kalbin kapasitesi yetersiz hale gelmektedir. Kalp kasında oksijensizliğe bağlı olarak biriken atık maddeler yine kan tarafından temizlenir. Kalbin görevini yeterince yerine getirememesi nedeniyle bu maddeler birikirler. Bu birikim ağrı olarak ortaya çıkar.

Anjina ağrısı çok şiddetli, boğulma hissine benzer bir ağrıdır. Göğsün tam ortasında hissedilir. Hasta dinlendiğinde geçer. Bu tip hastalar ağrılarını belli etmemek için vitrine bakar gibi yaparak yolda dinlendiklerinden vitrin hastalığı adı da verilmektedir. Ağrı sol kola, sırta, omuz ve boyuna ve çeneye vurabilir. Bazı hastalarda sağ omuza da vurabilir. Anjinanın önlenmesinde önce hastanın kendini koruması gelir. Çeşitli damar genişletici ilaçlar ile geçici sürelerle rahatlama sağlanabilir.Çok ileri boyutlara varan şikayeti olan hastalarda by pass ameliyatı gerekebilir.

Miyokard Enfarktüsüne Bağlı Ağrılar Nasıl Gelişir?

Miyokard enfarktüsü kalbi besleyen damarlarda ani olarak tıkanmaya bağlı olarak gelişir. Kalp özellikle sağ ve sol koroner damarlar ve bunların dalları tarafından beslenir. Her bir dalın daha alt dalcıkları vardır. Eğer dalcıklardan birisi tıkanırsa olay fazla büyümeden önlenir. Büyük damarların birisi tıkanmışsa hastanın yaşamını tehlikeye sokacak olaylar gelişir.

Kalbin bir bölgesine kan gidememesi kalp kasının beslenmemesine ve bir bölgenin tahrip olmasına yol açar. Bu bölgeye enfarkt bölgesi adı verilir.
Kalp kasının bir bölgesinin tahrip olması kalbin pompa görevini yerine getirmesini kısıtlar ya da tümüyle engeller. Tümüyle engellediği takdirde hasta vefat eder.

Özellikle orta ve ileri yaşlardaki erkeklerde görülmektedir. Aşırı yorgunluk, stres, gerilim, aşırı sigara kullanma gibi etkenler sorumlu tutulmaktadır. Ağrı kolaylıkla tanınabilecek kadar şiddetlidir. Batıcı ve sıkıştırıcı tarzdadır. Sol kol, boyun ve çeneye yayılır. Ağrının yanı sıra bulantı, kusma, soğuk terleme, gittikçe artan bir tedirginlik, baş dönmesi ortaya çıkabilir.

Önlem alınmadığı takdirde hastanın durumu saat saat kötüleşir. Miyokard enfarktüsü başlar başlamaz önce ağrının derhal dindirilmesi gerekir. Aksi takdirde ağrıya bağlı olarak vücutta meydana gelecek değişiklikler hastanın durumunun daha da kötüleşmesine yol açacaktır.Tıkanan damarın suladığı bölgeler büyükse ani kalp yetmezliği ve şok gelişerek ölümüne yol açabilir.Miyokard enfarktüsünün iyileşmesi aylarca sürer. Hastanın bu dönem içerisinde çok dikkat etmesi gerekir.

Kalbe Bağlı Ağrılardan Kaçınmak İçin Neler Yapılması Gerekir?

Koruyucu önlemlerin alınması kalp krizi ve anjina pektoris önlenmesi için önemlidir.Hasta şişmansa kilo vermesi ve belirli bir kiloda kalması gereklidir. Tereyağı, yağlı yiyecekler, peynir, süt, krema, kırmızı et gibi yiyeceklerin yanı sıra, yumurta, karaciğer, dondurma gibi yüksek kolesterol içeren yiyeceklerden kaçınılması gerekir.

Bunların yerine taze sebze, meyve, fasulye gibi yiyecekleri tercih etmek gerekir. Hekime danışarak bazı günlük egzersizleri düzenli olarak yapmak gerekir. Kalp hastasının kendini tamamen kısıtlaması dolaşım sistemi üzerinden ters etki yapacaktır. Ancak bu egzersizler hastayı yoracak düzeye ulaşmamalıdır.

Hastanın içiyorsa sigarayı kesinkes bırakması gerekir. Hasta stresli bir yaşam içinde ise, üzerinde gerektiğinden fazla sorumluluk varsa, en azından bir süre için ara vermek zorundadır.

Miyokard enfarktüsünün birinci sefer iyileşmesi bir daha olmayacağı anlamına gelmez. Hastanın birinci krizi bir uyarı olarak kabul edip yaşamını ona göre düzenlemesi gerekir.

Sponsorlu Bağlantılar