Daha Fazla nedir / Daha Fazla tedavisi Vizyonsuz.com

Daha Fazla,Daha Fazla >

Sponsorlu Bağlantılar

uzun yaşamanın sırları (2)

Pazartesi, Mayıs 17th, 2010

daha öncede farklıbilgiler vermiştik.Avustralya’da 100 yaşını geçmiş 188 kişiyle görüşülerek yapılan araştırmaya göre bu kişilerin sadece yüzde 20’sinin ailesinde 100 yaşını aşmış kişi bulunuyor.

Bir başka deyişle genetik yapının uzun ömür üzerindeki etkisi sadece yüzde 20. Araştırmaya göre aileleri ve arkadaşları ile yakın ilişki içinde olan, olaylara iyimser yaklaşanların 100 yıl yaşama ihtimali daha fazla

YEMEKTEN SONRA DİŞ FIRÇALANMA LI MI?

Cumartesi, Nisan 24th, 2010

UZMANLAR AÇIKLADI Yemekten hemen sonra diş fırçalamayın NEDEN Mİ?.

null

Dişlerde görülen asit erozyonu ile modern beslenme alışkanlıkları arasında bağlantı olduğu belirtiliyor.

21. yüzyıl yaşam tarzı, diş minesinin aşınması anlamına gelen “asit erozyonuna” sebep oluyor. Uzmanlar, modern beslenme alışkanlıklarının bir parçası olarak tüketilen bazı yiyecek ve içeceklerin yüksek düzeyde asit içerdiğini, bu nedenle de dişlerde geri dönülmez hasarlara yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Dişlerde görülen asit erozyonu ile modern beslenme alışkanlıkları arasında bağlantı olduğu belirtiliyor.

Diş Hekimi Protez Doktoru Çağdaş Kışlaoğlu, 21. yüzyıl yaşam tarzının, diş minesinin aşınması anlamına gelen “asit erozyonuna” sebep olduğunu ifade etti. Dr. Kışlaoğlu, her yaştan kadın ve erkeği tehdit eden asit erozyonunun, asitli yiyecek ve içeceklerin dişle teması sonucunda diş minesi yüzeyinin yumuşaması ile ortaya çıktığını belirtti. Dr. Çağdaş Kışlaoğlu’na göre, zamanla bu asidik yumuşama önemli bir aşınmaya ve dolayısıyla da diş minesinin kalınlığının azalmasına yol açabiliyor. Bu da dişin dokusu, şekli ve görünümünde değişime ve diş hassasiyetinin artmasına neden oluyor.

Günümüzde artık insanlar yaşam tarzı, sağlık ve beslenme konularında daha fazla bilinçliler. Daha az şeker ve yağ seçenekleriyle, modern beslenme alışkanlıkları geçmişe nazaran daha sağlıklı. Ancak Dr. Kışlaoğlu, modern beslenme alışkanlıklarının bir parçası olarak tüketilen bazı yiyecek ve içeceklerin yüksek düzeyde asit içerdiğini, bu nedenle de dişlerde geri dönülmez bir hasara yol açabileceği uyarısında bulundu.

Gazlı içeceklere dikkat!

Dr. Çağdaş Kışlaoğlu, son zamanlarda sağlıklı ve besleyici olmaları sebebiyle meyve suları, düşük kalorili ve yağ oranı düşük yiyecek ve içeceklerin özellikle tercih edildiğini söyledi. Fakat Dr. Kışlaoğlu’na göre, birçok meyvede ve meyve suyunda, çayda, sirkede, şekerli veya şekersiz gazlı içeceklerde bulunan asidin diş minesinin yüzeyinin yumuşamasına ve zamanla diş minesinin aşınmasına sebep oluyor. Kışlaoğlu, bu nedenle özellikle asitli içeceklerden uzak durulmasının diş sağlığı bakımından önemli olduğunu vurguladı.

Pişirme yöntemleri asidi etkiliyor

Diş Hekimi Protez Doktoru Çağdaş Kışlaoğlu, modern pişirme trendlerinin de yiyeceklerin içindeki asidi etkileyebileceğine dikkat çekti. Dr. Kışlaoğlu, İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre kabak, soğan ve biber gibi sebzelerin fırında pişirilmesinin bu sebzelerdeki asidi, haşlama ve kısık ateşte pişirme gibi geleneksel tekniklere oranla arttırdığını vurguladı.

Yemekten hemen sonra diş fırçalamak çok zararlı

Dr. Çağdaş Kışlaoğlu, ayrıca modern yaşamın diğer gerekliliklerinin de dişlerde asit erozyonu oluşturma riskini arttırdığına da değindi. Bembeyaz dişlere sahip olma modasının, piyasada ciddi biçimde aşınmaya yol açan diş macunlarının artmasına yol açtığını söyleyen Kışlaoğlu şu bilgileri verdi:

“Aşınmaya yol açan diş macunları ve özellikle yemeklerden hemen sonra dişlerin fırçalanması ile yüksek derecede asit içeren yiyecek ve içeceklerin tüketiminin bir araya gelmesi, asit erozyonu oluşumunu hızlandırıyor.

Asit erozyonunun ilk safhalarında dişlerin parlaklığı ya da görünümünde yüzeyin aşınmasına bağlı olarak değişim gözleniyor. Diş minesi aşındıkça, minenin altındaki dentin gözle görülebilir duruma geliyor. Bu da dişlerin daha sarı renkte görünmesine, ayrıca sıcak ve soğuk yiyecek, içeceklere karşı daha hassas olmasına sebep olabiliyor. Asit erozyonu daha ciddi boyutlara ulaştığında ise, dişlerde belirgin sarı lekelere, şeffaflığa, diş uçlarında çatlaklara, daha fazla hassasiyete ve diş yüzeyinde ufak oyuklara sebep olabiliyor.”

Asit erozyonunun etkilerinin geri döndürülemez olduğunu vurgulayan Dr. Çağdaş Kışlaoğlu, diş muayenesi sırasında diş hekiminden asit erozyonunun belirtilerini mutlaka kontrol etmesini istememizi öneriyor.

Diş Hekimi
Çağdaş Kışlaoğlu

Evlilik hakkında – Evlilik kilo aldırır mı?

Salı, Nisan 13th, 2010

merak edilen sorulardan biri

Ofis ortamında çalışma, iş yemekleri, aile içinde hazırlanan güzel yemekler, evden dışarı daha az çıkıp, gereğinden fazla kaloriye neden olan televizyon başında atıştırmalar ve daha az spor evlilik sonrası kilo almanın başlıca nedenleri… Diet Coach Paris’ten NLP Uzmanı diyet koçu Marie Rose Koro evlilik sonrası kilo almanın nedenlerini anlattı.

►Evlilik sonrası neden kilo alınır ?
Evlilik yılları kendini tartıda gösterir. Avrupa’da yapılan bir araştırma, genç evlilerin sadece bir yıl birliktelikten sonra ortalama olarak 1.5 kilodan biraz daha fazla kilo aldıklarını göstermektedir. Aynı araştırmaya göre evlilik, kilo konusunda erkekler üzerinde daha etkilidir ve 6 kiloya varan artışlarla 3 erkekten 2′si evlendikten sonra şişmanlamaktadır. Paylaşılmış bir yemek, bir aşk eylemi haline geliyor. Eşlerin birlikte yediği yemekler, duyulara zevk veren güçlü bir çağrışımda bulunur ve bir bakıma çiftin termometresini oluşturur. Evlilikle birlikte yemeklerin giderek daha fazla birlikte hazırlanması, mutfakta giderek daha fazla söz alışverişini mümkün kılarak, mutfağı normal işlevinin dışında çiftler için günlük iletişimin kurulduğu mekanlardan biri haline getirir. Birlikte hazırlanan veya çiftlerden birinin diğerine hazırladığı yemekler birlikte olunan zamanları çoğaltır. Yani mutfak evli ve birlikte yaşayan çiftler için bir paylaşım odası haline gelir. Bir diğer neden ise; çiftlerin dışarı daha az çıkıp, birlikte televizyon başında atıştırarak, gereğinden fazla kalori almaları ve aynı zamanda daha az hareket etmeye başlamaları, spor alışkanlıklarını yavaş yavaş terk etmeye başlamalarıdır.

► Evlilik sonrası kilo almamak için nelere dikkat etmeli ?
Evliliğin ilk yıllarından sonraki kilo alma teşhisi, bir alarm mahiyetinde olsa da, önlem almak ve konuyu zamanında ele almak koşuluyla durum ümitsiz değil. Sadece zayıflamak yetmez, ayrıca yeniden şişmanlamamak da gerekir. Zayıfladıktan sonra beyin tekrar eski haline dönmeyi istemekte, ayrıca yeniden kilo alınmasına yönelik fizyolojik mekanizmalar da bulunmaktadır. Bu kötü bir döngüdür. Bu konuda sorumluluğu üstlenme kavramı sadece kilo kaybetme sorununa odaklanmıyor, aynı zamanda beslenme tarzı ile ilgili davranışları da kapsıyor. Beslenme uzmanları ve alışkanlıklar konusunda tedavi yapan uzmanlar, diyet boyunduruğunu daha esnek ve kolay uygulanabilir rejimlerle ve uzun vadeye yayarak gevşetmekteler.

Belli bir beslenme şekli oturtulduktan sonra evli çiftlerde dikkat edilmesi gerekenler şunlar:

Evlendikten sonra spor yapmayı bırakmamak, televizyon başında çok vakit geçirmemek ve geçirilse dahi televizyon karşısında kalorili yiyecekler atıştırmamak. Evde fazlaca vakit geçirmek yerine birlikte yürüyüşe çıkılabilir.

Zor Sorular,Kolay Cevaplar
Soru: Düzenli olarak diyet yapıyorum ama kendimi çok halsiz hissediyorum. Bunu engellemek için ne yapmalıyım ?
Cevap: “Eğer vücudunuz ihtiyacı olan kaloriyi almazsa bütün fonksiyonları yavaşlar” diyor kişisel antrenör, aynı zamanda Destination Health&Fitness yöneticisi Chris Mundle. Yeterince kalori almamak kendinizi yorgun ve halsiz hissetmenize, baş ağrısına, depresyona ve konsantrasyon bozukluğuna sebep olabilir. Vücudunuzun hareket etmek için yakıta ihtiyacı var. The American College Of Sports Medicine, kadınların günlük almaları gereken kalori miktarını 1200 olarak belirlemiş. Bu değerin altına düşmemelisiniz.

►Diyetiniz neden işe yaramıyor? O baklavaları benden uzak tut!
Siz tam bir mükemmeliyetçisiniz. İşte hızlı ve sakinsiniz, hiçbir arkadaşınızın doğum gününü unutmuyorsunuz ve kütüphaneniz alfabetik sırayla dizili. Fakat bu mükemmeliyetçiliğinizi diyetinize uygulamaya çalıştığınızda başarısızlığa uğruyorsunuz. Genellikle iki hafta uslu duruyor, fakat en sonunda dayanamayıp bir kutu baklavaya yumuluyorsunuz ve battı balık yan gider diyerek diyeti boş veriyorsunuz. “Your Diet Questions Answered” (Diyet Hakkındaki Sorularınızın Cevapları) kitabının yazarı Judith Wils, bu tepkiyi gerilmiş bir yaya benzetiyor. “Eğer yayı çok sıkarsanız, bir anda fırlayacaktır” diyor. Ara sıra şımarıklık yapmanız, iradesiz olduğunuzu göstermez, hepimiz insanız! Rahatlayın, ara sıra kaçamak yapmak diyetinizi uzun dönemde etkilemeyecek. Bir iki gün diyet yapmamak bile bütün çabanızın çöpe gittiği anlamına gelmez. Kısacası, diyetteyken dayanamayıp iki top dondurma yediğinizde, kendinizi suçlu hissetmeyin, tadını çıkarın ve diyetinize devam edin.

►Hayır, hayatı kendime zehir etmiyorum. Sadece sağlıklı olmaya çalışıyorum..
Tüm kararlılığınıza rağmen, çoğu zaman arkadaşlarınız ve aileniz istemeden diyetinizi sabote ederler. İngiliz beslenme uzmanı Angela Dowden’a göre, genelde sevgisini sizi besleyerek gösteren anneniz tehlikelerin başında gelir. Gizlice verdiğiniz kiloları kıskanan arkadaşınız ise diğer tehlike unsurudur. Siz 42 bedene çıkmışken, “Kilo vermeye hiç ihtiyacın yok” der ve şarap keyfine eşlik etmemenizden dolayı şikayet ederek yarısını yediği dondurmalı tavuk göğsünü size kakalamaya çalışır. Bu iki durumda da, diyetinizi bozmamak için en önemli faktör, tehlikenin farkında olmanızdır. Annenizin önünüze koyduğu yemekleri önünüzden iterek ters ters konuşmayın. Ona yemeğin çok lezzetli olduğunu ama patlayacak kadar doyduğunuzu söyleyin. Arkadaşınızın durumunda ise; kötü niyetli olmadığını kendinize hatırlatın ve ona takıntılı bir şekilde diyet yapmadığınızı, sadece sağlıklı olmak için bu şekilde yemeniz gerektiğini anlatın.

►O daracık jean pantolonuma sığmam lazım!
“Diyet yaparken tartılmaya takıntılı hale gelmek mümkündür” diyor Amerika’daki Houseatonic Üniversitesi’- ndeki Besin Uzmanı Profesör Jeniffer Galluzzi. “Genelde insanlar diyetin ilk haftalarında çok kilo verirler ve daha sonra kilo verimi yavaşladığında umutsuzluğa kapılırlar.” Gerçek şu ki, vücudunuzun tuttuğu su ve diğer faktörlerden dolayı kilonuz günden güne değişir. Yani her gün tartılmak yerine, haftada bir kere tartılın! Hatta, hiç tartılmayın. Sağlıklı bir beslenme tarzı, özellikle de spora başladıysanız, hayatınızı değiştirecektir. Bu yüzden saplantılı bir şekilde kiloları saymayı bırakın ve sağlıklı beslenmenin diğer avantajlarına yoğunlaşın. Enerjiniz artıyor mu? Sindiriminiz kolaylaştı mı? Cildiniz daha parlak ve sağlıklı mı? Televizyonun karşısında çöreklenip kalmak yerine temiz havaya çıkıyor musunuz? Eğer yeni benliğinizle daha mutluysanız, sağlıklı hayat tarzınızı değiştirmek istemeyeceksiniz. Kendinizi çok daha enerjik hissedeceksiniz.

►Garson! ben de onun yediğinden istiyorum!
Konu kilo vermeye gelince, kendinizi ayrı bir birey olarak görmeniz çok önemlidir. Çoğu insan, metabolizması ve vücut yapısı hakkındaki gerçeği inkar eder. Sıska arkadaşınız koca bir tabak makarna ve tatlı yiyerek kilo almıyor olabilir, ama bu sizin de onun kadar yiyebileceğiniz anlamına gelmez. Bu şekilde düşünmek, herkesin ayrı bünyesi ve metabolizması olduğunu göz ardı etmenize ve yakabileceğinizden çok yemenize sebep olabilir. Bir arkadaşınızın sizinle değilken ne yediğini veya kaç saat spor yaptığını bilemeyeceğiniz için, o sırada ne yiyorsa aynısından söylemek oldukça saçma bir hareket olacaktır.

►Bugün canım sadece fındık fıstık çekiyor!
Glikemik endeks devrimi, sağlıklı beslenme söz konusu olduğunda, kan şekeri seviyesinin oynadığı önemli rolü ortaya çıkardı. Muhtemelen sizin de metabolizmanızı hızlandıran sağlıklı yağlardan haberiniz vardır. Londralı besin uzmanı Ian Marber’e göre, sağlıklı yağlar belli ölçülerde tüketilmezse, onların da bildiğimiz yağlardan hiçbir farkı kalmıyor. Günde iki ya da üçten fazla ara öğün tüketmemeniz lazım. Basit bir ölçü olarak, beş ya da altı fındık ya da iki adet peynirli form bisküvi -altı değil. Kendinize doymak için biraz müddet tanıyın. Eğer her öğününüze protein eklerseniz, mesela yumurta, balık veya et gibi, sürekli atıştırma ihtiyacınız kalmayacaktır.

►Sabah deli danalar gibi koştum, salatayı boşver!
Haftada bir iki kere egzersiz yapmaya başladınız ve kendinize ne isterseniz onu yeme izni verdiniz. “Bu tarz bir alışveriş zihniyeti çok yaygındır” diyor spor diyetisyeni Carrie Ruxton. Kilo problemi olanlar, kalori ve yağ yaktıkları için, her istediklerini yiyebileceklerini zannediyorlar. Ama durum sanıldığı gibi değil. Yediklerinizi kayda değer oranda arttırmak istiyorsanız, haftada en az beş kere ağır spor yapmanız gerekir. Bunun yerine, makarna, pilav, patates ve kahvaltı gevreği türevi yiyecekler tüketerek kaslarınıza daha çok enerji sağlayın.

►Acı yoksa kazanç da yoktur!
Diyet yapmayı bir işkence gibi görüyorsunuz, çok yediğinizden ötürü aldığınız kiloları vermek için, kalorili yiyeceklerden sanki zehirliymiş gibi kaçıyor veya tek besinli (lahana çorbası diyeti gibi) diyetlere başlıyorsunuz. “Çok geçmeden, canınız yasak olan yemekleri deliler gibi istemeye başlayacaktır, vücudumuz gün içinde bir döngü halinde bu isteği yineler” diyor Rockefeller Üniversitesi Profesörü Sarah Leibowitz. Sabahları, beynimizde “Neuropeptide-Y” isimli bir kimyasal salgılanır. Bu kimyasal, enerji veren karbonhidratlara olan ihtiyacımızı tetikler. Gün içinde bu kimyasal azalır ve proteine olan ihtiyaç artar. Akşamüstleri ise “galanin” adlı kimyasal, vücudun gece boyunca sürecek olan açlığa hazırlanması için, yağlı gıdalara olan isteğimizi tetikler. Başarıya ulaşmanın yolu, bir anda yağsız, karbonhidratsız ve tatsız bir diyete başlamak yerine, yavaş dengeli beslenmeye başlamanızdır. Araştırmalara göre; yağı bir anda kesen diyetler, depresyona yol acıyor. Bu yüzden yağı, balık, et, fındık, zeytinyağı ile almanız gerekli. Bunun yanında karbonhidrat olarak tam tahıllı ekmek ve kepekli makarnayı, protein olarak da yumurta, balık ve yoğurdu diyetinizden eksik etmemeniz şart.

►Ne demek ayda 10 kilo veremezsin?
Kendinize gerçekçi olmayan hedefler koymaktan vazgeçin. Kilo vermek söz konusu olduğunda, hız ve sağlık zıt anlamlı sözcükler haline geliyor. Yani, eğer sağlığınızı koruyarak zayıflamak istiyorsanız, hedefiniz en fazla haftada 1 kilo vermek olmalı. Bundan fazlası verildiğinde, adetlerinizin düzensizleşmesi, bağışıklık sisteminizin zayıf düşmesi ve benzeri birçok sağlık problemi yaşanabiliyor. Üstüne üstlük, verilen kilolar oturmadığı için diyeti kestiğiniz an, normalde alacağınızdan çok daha fazla ve hızlı kilo alırsınız. Dengesiz bir diyet yaptığınızda, vücudunuz kendisini koruma altına almak için metabolizmanızı yavaşlatır ve bu yüzden yediklerinizi yakamazsınız.

►İnanılmazım! diyete başladım, yeni bir işe girdim ve taşınıyorum !
Diyet yaparken kısa sürede kilo vermekten daha önemli olan nokta, doğru beslenmeyi öğrenmektir. Bunun için kötü alışkanlıklarınızdan vazgeçmeniz zor olabilir. Yıllardır her sabah 3 dilim beyaz ekmek yiyor olmanız bunun vücudunuz için doğru olduğu anlamına gelmez, 2 dilim kepek ekmeğini tercih etmeniz gerekir. Ne olursa olsun, hayatınızın bir alanında köklü bir değişiklik yapmanız için aile ve iş gibi diğer alanlarında sakin ve huzurlu olmanız şart. Bu yüzden eğer bu sefer fazla 10 kilonuzu vermekte kararlıysanız, sevgilinizin iş değişikliği, eşinizin orta yaş krizi gibi bir dönemde bir de diyetle uğraşmasanız daha iyi olur!

►Sadece 100 gram vermişim! saçmalık!
Çok sağlıklı beslendiğinizi düşünüyor, fakat neden bir türlü kilo veremediğinizi anlayamıyorsunuz. Belki de suçu kaşla göz arasında hüplettiğiniz abur cuburlarda aramalısınız! “Ya ofiste kahvenizin yanında yediğiniz iki parça çikolatayla, evde yemek yaparken atıştırdığınız cipsleri unutuyorsunuz ya da kendinizi kandırıyorsunuz. Sürekli ufak ufak yediğiniz ekstralar günün sonunda birikip, kilo vermenizi engelleyebilir. Bunun çözümü yediğiniz her şeyi dürüst bir şekilde bir deftere yazmaktır, içecekleri de unutmamak şartıyla. Yemeği nerede yediğiniz ve o sırada başka neyle meşgul olduğunuzu yazmanız da çok önemlidir; çünkü bu sayede sıkıntıdan veya düşünmeden atıştırdığınız zamanları ortaya çıkarmış olacaksınız. Mesela çoğu kişi televizyon karsısında veya ofis masasında gereksiz yere atıştırır.

Ayak sağlığı – Ayak şişmesi

Cuma, Nisan 2nd, 2010

nedenleri ve sebebleri ile Ayak şişmesinin birden fazla sebebi vardır. Uzun bir yürüyüş, yorucu tempoda iş, sıcak havlar, yüksek tansiyon, hamilelik, damar tıkanıklığı, kalp rahatsızlıkları, ayak bileğinde artrit, ani burkulmalar ve bunlara benzer birçok faktör ayak şişmelerine neden olabilmektedir.
Aslında ayak şişmesinin nedenini anlamak için mutlaka doktora gidilmelidir. Ara sıra oluşan ayak şişmesi durumlarını iyi takip etmek gerekir. Acaba ayak şişmesi yorgunluk, burkulma, hamilelik gibi olağan sebeplerle mi gerçekleşiyor. Yoksa olağan üstü bir durumu var?
Olağan bir durum yoksa ve ayak şişmesi gerçekleşiyorsa durumu anlamaya çalışmanın yanında diğer belirtilere de dikkat etmek gerekiyor.

Yüksek tansiyon:
Yüksek tansiyon aslında damar kılcalları üzerinde ve dolayısıyla böbreklerde soruna neden olur bu sorunlar vücuttan fazlalık sıvıların idrar yoluyla atılamamasına ve en sonunda da ayaklara vuran şişmelere neden olur. Son zamanlarda meydana gelen ayak şişmelerine kalp çarpıntıları da eklenmişse hastanelerin kardiyoloji bölümüne görünmenizde fayda vardır.

Artrit nedeniyle ayak şişmesi:
Artrit eklem iltihaplanması demektir. Eklem iltihaplanması ayaklarda bileklerden başlayan şişliklere neden olur. Özellikle ayağın yere basmasıyla artan ani ve keskin ağrılarla kendini gösterir. Hastanelerin ortopedi bölümleri bu türlü vakalara bakmaktadır.

Damar tıkanıklığı:
Bacaklarda seyreden damarların tıkanması kanın ayaklarda birikmesine ve bunun sonucun da ayak şişmesi durumuna neden olmaktadır. Bu duruma dikkat etmeniz çok önemlidir. Bacak damarlarınızda şişmelerle birlikte seyreden ayak şişmesi damar hastalıklarına işaret etmektedir. Hastanelerin kalp damar hastalıkları bölümü bu tür vakalara bakmaktadır.

Hamilelik nedeniyle ayak şişmesi.
Hamile insanların vücutları daha fazla sıvı üretir. Bu sıvının bebek için hayati önemi vardır. Aslında hamilelerde ayak şişmesi hamile insanlardaki uterusun damarlara baskı yapmasından kaynaklanmaktadır. Uzanarak şişliğin yok olmasını sağlayabilirsiniz. Bu tamamen normal bir durumdur.

Burkulma nedeniyle ayak şişmesi:
Bu durumda eklem yerlerindeki dokular zedelenir ve etrafına dokular arası sıvı toplamaya başlar sonuç ta ayak şişmesi meydana gelir. Yapacağınız en iyi şey soğuk uygulamaktır. Soğuk bir miktar buzun bir beze sarılarak ayaklar ve ya bilekler üzerinde gezdirilmesiyle uygulanabilir. Soğuk ayak damarlarında büzülmeye ve damardan sızan sıvıların azalmasına neden olur.

Sponsorlu Bağlantılar